CÜZ : 1 - SAYFA : 13 - SÛRE : 2 - BAKARA : 77 - 83

77. Onların, gizledikleri inkârlarını
ve yalanlamalarını, halkı yanıltan fısıltılar
yayarak yaptıkları faaliyetleri,
açığa vurdukları nifaklarını, alenen yaptıklarını
Allah’ın bildiğini, kendileri bilmiyorlar mı?

78. Bunların bir kısmı ümmîdir,
Mekke civarındaki bilinen kabilelerdir.
Okumayı yazmayı, kutsal kitapları bilmezler.
Kuruntudan ve kulaktan dolma, hahamlardan
ve papazlardan öğrendikleri yalandan ve
boş laflardan başka bildikleri yoktur.
Onlar kesinlikle zanna dayalı konuşurlar.

79. Asıl, kutsal kitaplardaki tahrifatı
elleriyle yazılı hale getirenlerin,
kutsal kitap uyduranların; uydurduklarını
servet, makam, mevki gibi geçici
dünya menfaatlerine çevirmek,
birkaç pula satmak için, bir de:
“- Bu Allah katındandır” diyenlerin vay haline!

Elleriyle yaptıkları yazılı tahrifattan dolayı
vay Ehlikitâb'ın başına geleceklere!
Elde ettikleri kazançtan ve itibardan dolayı
vay ki, vay onlara!

80. Bir de İsrâiloğulları:
“- Sayılı birkaç günün dışında bize asla
Cehennem ateşi dokunmayacaktır” dediler.
Sen de: “- Siz Allah’tan bir taahhüt, bir söz mü aldınız?

Eğer böyleyse, Allah asla sözünden dönmez.
Yoksa Allah adına bilmeyeceğiniz şeyleri mi
söylüyorsunuz?” de.

81. Evet, kimler bilerek günah işler,
günah yüklenir de, günahları her yandan
kendilerini kuşatırsa, onlar cehennemliktirler.
Orada da ebedî kalırlar.

82. Allah’a, Allah’a imanın gerektirdiği esaslara
iman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla,
İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler,
iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel,
meşrû, faydalı, verimli çalışarak
nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar,
yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye,
iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar,
cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler,
işte onlar cennet ehlidirler.
Onlar da cennette ebedî yaşarlar.

* 83. Bizim İsrâiloğulları’ndan,
yalnızca Allah’ı ilâh tanımaları,
candan müslümanlar olarak Allah’ın hükmüne
teslim olmaları, saygıyla Allah’a kulluk
ve ibadet etmeleri, yalnız Allah’ın şeriatına
bağlanmaları, Allah’a boyun eğmeleri,
anaya-babaya, yakın akrabaya, yetimlere,
dullara, kimsesizlere, çevresi, çaresi olmayan
yoksullara devamlı iyilik ve ihsanda bulunmaları
konusunda kesin taahhüt aldığımızı
Ehlikitâb'a - Yahudilere hatırlat.
“- Bütün insanların iyiliği için doğruları söyleyin.
Namazları erkânına, şartlarına, vaktine riâyet ederek,
âşikâre kılın. Vicdanınızı, servetlerinizi,
sosyal bünyenizi arındıran,
berekete vesile olan zekâtı verin” demiştik.

Çok azınız hariç sözünüzden döndünüz.
Üstelik gücünüzü ve iktidarınızı kullanıp,
peygamberin faaliyetlerine engel tedbirler
alarak halkı yönlendirdiniz.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa