

CÜZ : 10 - SAYFA : 191 - SÛRE : 9 - TEVBE : 21 - 26
21. Rableri onları, tarafından lütfettiği rahme-tiyle, rızasına ulaşma mertebesi ve cennetleriyle müjdeler. Cennetlerde, sadece mü’minlere has, ebediyyen sahip olacakları bitmez tükenmez nimetler vardır.
22. Onlar orada ebedî yaşarlar. Kesinlikle bü-yük mükâfatlar Allah katındadır.
23. Ey iman nimetine kavuşanlar, eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kar-deşlerinizi velî-dost edinmeyin, kamu görevle-rini icraya onları yetkili kılmayın. Sizden kim onların hâkimiyetini kabul eder, dostça mua-mele ederse, onlar, işte onlar, kendilerine zarar veren zâlimlerin ta kendileridir.
24. Onlara:
“- Eğer babalarınızı, oğullarınızı, kardeşleri-nizi, hanımlarınızı, akrabalarınızı, kabilenizi, el-de ettiğiniz malları, servetleri, kesada uğrama-sından içiniz titreyerek korktuğunuz büyük ticarî kazançları, hoşlandığınız evler ve meskenleri, Allah ve Rasûlünden ve Allah yolunda, Islâm uğrunda hayatlarınızı ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak yapacağınız cihattan daha çok seviyorsanız, artık Allah’ın planı gerçekleşinceye, dini, düzeni hakim oluncaya kadar bekleyin. Allah doğru ve mantıklı düşünmeyi terketmiş, fâsık, âsi, bozguncu bir kavmi doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak, başarı nasip etmeyecektir” de.
* 25. Andolsun ki Allah, vatan edindiğiniz bir-çok topraklardaki, harp meydanlarında ve Hu-neyn savaşında size yardım etmişti. Kalabalık oluşunuz kendinizi beğenmenize, gücünüze güvenmenize sebep olmuş, fakat sizi hezimete uğramaktan kurtaramamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak ikbalinize ve istikbalini-ze sırt çevirip arkanızı dönerek kaçmıştınız.
26. Sonra Allah, Rasûlüne ve mü’minlere rahmet ve huzur indirdi, gözünüzle göremediği-niz, askerî erkân ve ordular indirdi. Kulluk söz-leşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenleri, kâfirleri ce-zalandırdı. Kâfirlerin cezası işte budur.