CÜZ : 10 - SAYFA : 201 - SÛRE : 9 - TEVBE : 80 - 86

80. Onlar için bağışlanma dile, yahut bağış-lanma dileme; onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de Allah onları aslâ affetmeyecek, aslâ koruma kalkanına almayacak. Bu, onların, Allah’ı ve Rasûlünü inkârda ısrar etmeleri, küfre saplanmaları sebebiyledir. Allah hak dinin, doğru ve mantıklı düşünmenin dışına çıkan fâsık, âsi, bozguncu bir kavmi doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak, hidayet, başarı, nasip etmeyecek. * 81. Savaşa giden orduya katılmayan münâ-fıklar, Allah’ın Rasûlüne muhalefet edip, cephe gerisinde evlerinde oturup kalmaları sebebiyle sevindiler. Allah yolunda, Islâm uğrunda mal-larıyla, canlarıyla cihad etmeyi, savaşmayı hoş karşılamadılar. “- Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. “- Cehennem ateşi daha sıcaktır” de. Keşke anlamış olsalardı. 82. Işledikleri ameller, yüklendikleri günahlar sebebiyle hak ettikleri cezalardan dolayı az gülsünler, çok ağlasınlar. 83. Eğer Allah seni, onlardan bir kısmının ya-nına döndürürse; Tebük seferinden Medine’ye dönersen, onlar da, başka bir savaşa, seninle birlikte gitmek için izin isterlerse: “- Aslâ, hiçbir zaman benimle birlikte sa-vaşa gidemeyeceksiniz. Benimle birlikte, hiçbir düşmana karşı aslâ savaşmayacaksınız. Siz, ilk önce Tebük seferinde evinizde oturmaktan hoşlandınız. Gene siz, savaşa giden orduya ka-tılmayan, dışlanmış aşağılık bozguncularla birlikte evlerinizde oturun” de. 84. Onların ölmüş olanlarından hiçbirine dua ve niyazda bulunarak cenaze namazı kılma. Kabrinin başında durup dua etme. Onlar Allah’ı ve Rasûlünü inkârda ısrar ettiler, küfre saplan-dılar. Hak dinin, dışına çıkan fâsıklar, âsiler, bozguncular olarak öldüler. 85. Onların malları ve evlâtları seni imrendir-mesin. Allah bunlarla dünyada onları cezalan-dırmayı, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin kâfir olarak canlarının çıkmasını istiyor. 86. “- Allah’a iman edin, Rasûlüyle birlikte hayatlarınızı ortaya koyarak, konuşarak, ya-zarak, hesapsız servet harcayarak cihad edin, savaşın” diye bir sûre indirildiği zaman onlardan savaşa katılmaya güçleri yetebilecek olanlar senden izin istediler. “- Bırak bizi, savaşa giden orduya katılma mükellefiyetleri olmayan, sakatlar, düşkünler, hastalar, mazeret sahipleri ve çoluk çocukla be-raber biz de burada kalalım” dediler.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa