CÜZ : 11 - SAYFA : 211 - SÛRE : 10 - YÛNUS : 15 - 20

15. Onlara, birliğimizi ispat eden, şirkin bâtıl olduğunu anlatan âyetlerimiz açık açık okun-duğu zaman, bizim huzurumuzda hesaba çekilmeyi mükâfatı ummayanlar, cezalandırılma endişesi duymayanlar: “- Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir” dediler. Sen: “- Onu kendiliğimden değiştirmem söz ko-nusu olamaz. Ben sadece, bana vahyolunana, Kur’ân’a tâbî olurum. Eğer Rabbime âsi olursam, büyük bir günün azâbına dûçar olmaktan korkarım” de. 16. “- Eğer Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, ben Kur’ân’ı size okumazdım. Onu doğrudan size bildirirdi. Bununla ilgili size, benim vasıtamla hiç bilgi vermezdi. Bundan önce, bir ömür boyu içinizde nasıl yaşadığımı biliyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” de. 17. Allah adına yalan uydurandan veya Al-lah’ın âyetlerini, Kur’ân’ını, ilkelerini yalanla-yandan daha zâlim kim olabilir? Şu bir gerçektir ki, Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, günahkârlar iflâh olmazlar, ebedî nimetlerle mutluluğa eremezler. 18. Onlar, Allah’ı bırakıp, kulları durumun-dakilerden kendilerine zarar vermeyen ve fayda da sağlamayan şeylere tapıyorlar. “- Bunlar bizim Allah katındaki aracılarımız, şefaatçilerimiz” diyorlar. Sen de: “- Siz, Allah’a, göklerde ve yerde, O’nun bi- lemeyeceği şeyleri mi haber veriyorsunuz?” de. Allah ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasar- ruflarında onların ortak koştukları varlıklardan münezzeh ve yücedir. 19. İnsanlar yaratılışları icabı aslında aynı inancı ve düşünceyi paylaşan bir tek milletti. Hür iradeleri ve seçme özgürlükleri olduğu için daha sonra farklı inançlara ve düşüncelere sahip oldular. Eğer insanların sorumlu tutularak muhakeme edileceği, mükâfata nâil olanla cezaya müstehak olanların hükümlerinin kesinleşeceği ile ilgili, rahmeti gazabına baskın olan Rabbinin koyduğu-kurduğu, mühlet verilen bir düzen olmasaydı, insanların kasıtlı ihtilaf ettikleri, çarpıttıkları konularda, aralarında âcilen yargı gerçekleştirilir, hüküm icra edilirdi. 20. Bir de: “- Muhammed’e Rabbinden maddî bir delil, bir mûcize indirilse, olmaz mı?” derler. Sen de: “- Duyu ve bilgi alanı ötesi, gayb âlemi ile ilgili tasarruflar Allah’a aittir. Siz hakkın bâtıla galebesini bekleyin, ben de sizinle beraber ilâhî iradenin tecellisini bekleyeceğim” de.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa