CÜZ : 11 - SAYFA : 218 - SÛRE : 10 - YÛNUS : 71 - 78

* 71. Onlara Nûh’un kıssasını oku. Hani kav-mine: “- Ey kavmim! Eğer benim makamım, li-derliğim, aranızda uzun bir süre kalmam, Al-lah’ın indirdiği âyetlerle, kâinattaki varlığını, bir-liğini, kudretini gösteren delillerle öğüt vermem size ağır geliyorsa, şunu bilin ki, ben yalnız Allah’a dayanıp güvendim. Siz de ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak saydığınız varlıklarla beraber toplanıp pla-nınızı kararlaştırın. Bakın, planınız başınıza dert açmasın. Sonra da bana yapacaklarınızla ilgili bir karar verin. Bana mühlet de tanımayın” demişti. 72. “- Size yaptığım tebliğden yüz çevirir, güç ve iktidarınızı kullanarak halkı istediğiniz isti-kamette yönlendirirseniz Allah’ın azâbından kurtulamazsınız. Benim, sizden tebliğ görevime karşılık sizi güç durumda bırakacak bir ücret istemediğimi bilin. Benim mükâfatımı yalnızca Allah verir. Bana, Islâm’ı yaşayan müslümanlardan olmam emrolundu” demişti. 73. Buna rağmen onu yalanladılar. Biz de Nûh’u ve onunla beraber gemilerde olanları kurtardık, dünya düzeni kurmaya, ilâhî hü-kümleri icraya, yeryüzünü imara yetkili halife-ler haline getirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları tûfanda boğduk. Ibret nazarıyla bak, incele, so-rumluluk, hesap ve ceza hatırlatılarak uyarılıp da, iman etmeyenlerin âkıbetleri nasıl oldu? 74. Sonra, Nûh’un ardından gelen kavimlere kendi içlerinden özgürce sorumluluklarını yeri-ne getirmek üzere tek başlarına görevli Rasüller gönderdik. Onlara ayan beyan mûcizelerle, delillerle geldi-ler. Onlar da, daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. Işte haddi aşanların, kural tanımayanların kalplerini, kafalarını biz böyle mühürleriz. 75. Sonra, onların ardından Mûsâ ve Hârûn’u âyetlerimizle, mûcizelerimizle Firavun’a ve ileri gelenlerine, kodamanlarına tebliğ göreviyle tek başlarına özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Gururlarına yediremeyerek zorbalık ve diktatörlükle güç ve iktidarlarını kullandılar, Islâm’a planlı cephe alarak, müslü-manlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr bir kavim oldular. 76. Kendilerine tarafımızdan hak bir mûcize, doğru bilgiler gelince: “- Bunlar kesinlikle, aklımızı etki altına alan apaçık bir sihirdir, bir aldatmacadır” dediler. 77. Mûsâ: “- Size hak bir mûcize, doğru bilgiler gelince böyle mi söylüyorsunuz? Bu sihir mi? Sihir-bazlar iflâh olmaz, kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa eremez” dedi. 78. Onlar: “- Bizi, gördüğümüz, bildiğimiz atalarımızın yolundan, hayat tarzından çevirip, ülkede dev-let ve saltanat, seninle kardeşine, ikinize ait ol-sun diye mi yanımıza gelerek bizimle bu kadar mücadele ediyorsun? Biz ikinize de itimat etmi-yoruz” dediler.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa