

CÜZ : 12 - SAYFA : 231 - SÛRE : 11 - HÛD : 72 - 81
72. Ibrâhim’in karısı:
“- Vay başıma gelenlere! Ben bir kocakarı, kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuraca-ğım. Bu tuhaf bir şey” dedi.
73. Onlar:
“- Sen, Allah’ın kudretine, hikmetine, planına mı şaşıyorsun? Ey peygamber evinin halkı, Al-lah’ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olsun. Çünkü o hamde, övgüye ve şükre lâyıktır. Iyiliği boldur” dediler.
74. Ibrâhim’in korkusu geçip, kendisine müjde gelince, Lût kavmiyle ilgili bizimle tartışmaya başladı.
75. Ibrâhim ihtiraslarına hakim, güçlü, tem-kinli, makul, müsamahakâr, bağrı yanık, ken-disini Allah yoluna adamış biri idi.
76. Melekler:
“- Ey Ibrâhim, bu tartışmadan vazgeç. Ke-sinlikle Rabbinin planı icra edilecektir. Onlara
geri çevrilmesi mümkün olmayan bir azap mutla-ka geliyor” dediler.
77. Elçilerimiz melekler, Lût’a geldikleri za-man, Lût onlarla ilgili endişeye kapılıp kötülendi. Kavmini misafirlerinden uzaklaştırmakta zorlandı.
“- Bu gün, zor bir gündür” dedi.
78. Kavmi, izdiham halinde koşarak Lût’un yanına geldi. Bunlar, daha önce o çirkin fiili iş-leyenlerdi. Lût:
“- Ey kavmim, ümmetim içinde evliliğe hazır dolu genç kızlarım var. Onlarla evlenin. Onlar sizin için helâl, daha temiz. Allah’ın emirlerine muhalefetten, azâbından kendinizi koruyun. Mi-safirlerimin önünde beni rezil etmeyin. Içinizde, aklı başında, sözü dinlenen bir adam yok mu?” dedi.
79. Onlar:
“- Senin ümmetinin kızlarında bizim gözü-müzün olmadığını biliyorsun. Şüphesiz sen bizim ne istediğimizi de biliyorsun” dediler.
80. Lût:
“- Keşke size karşı kullanabileceğim bir gü-cüm, güçlü bağlılarım mü’minler, kuvvetli bir aşiretim olsaydı veya karşı konulmaz bir or-duya, bir devlete sırtımı dayasaydım, siz bana böyle davranamazdınız” dedi.
81. Elçiler, melekler:
“- Ey Lût, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sa-na asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında karın hariç, ailenle, iman edenlerle yola çıkıp yürü. Sizden hiçbiri geride kalanlarla ilgilenerek geri kalmasın, gözü geride olmasın. Çünkü onla-ra gelecek olan azap şüphesiz karına da isabet edecektir. Helâk zamanları bu sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?” dediler.