CÜZ : 13 - SAYFA : 249 - SÛRE : 12 - YÛSUF : 104 - 111

104. Halbuki sen, onlardan bunun için bir ücret de istemiyorsun. Okunması ibadet olan Kur’an, âlemler, insanlar ve cinlerin haklarının korunması için ancak bir öğüttür, bir ikazdır. Bir şereftir, bir övünç kaynağıdır. * 105. Bununla beraber, göklerde ve yerde Al-lah’ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren ni-ce deliller var ki, onlarla yüzyüze gelirler de, sırtlarını dönerek geçip giderler, ilgilenmezler. 106. İnsanların çoğu, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşarak, Allahın dışında başkalarını da otorite kabul edip şirke bulaşarak Allah’a iman ediyorlar. 107. Onların, Allah’ın azâbından kendilerini saracak bir felâketin gelmesinden veya farkında olmadan, ansızın kıyametin kopacağı an ile karşı karşıya kalmalarından bir endişeleri yok mu, bundan emin midirler? 108. Rasûlüm: “- Işte bu benim yolumdur, Islamî hayat tarzıdır. Ben, önümü görerek bilinçli bir şekilde Allah’a, Allah’ın dinine, imana davet ediyorum, teşvik ediyorum. Ben ve bana, benim sünnetime tâbi olanlar, kesinlikle emin ve aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah’ı tesbih ve tenzih ederim, ben ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarrufla- rında Allah’a ortak koşanlardan, gizli şirke dü-şüp başka otoriteler de kabul edenlerden değilim” de. 109. Senden önce özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendiğimiz peygam-berler de, kesinlikle yerleşik toplum hayatı ya-şayan insanlar arasından, kendilerine vahiy verdiğimiz liyâkatli ve güvenilir erkeklerdi. Kâ-firler, yeryüzünde hiç gezmediler mi ki, kendi-lerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler, incelesinler, ibret alsınlar. Allah’a sı-ğınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şu-uruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıka-rak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevle-rinin bilincinde olan, takvâya dayalı düzeni benimseyen mü’minler için âhiret yurdu, ebedî yurt elbette daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kul-lanmıyor musunuz? 110. Nihayet Rasüllerin ümitlerini kestikleri; tâbilerinin rasülleri yalana âlet edilmiş kimse-ler sandıkları bir sırada, onlara yardımımız ge-lip yetişti. Sünnetimize, düzenimizin yasalarına uygun olarak, irademizin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseler kurtarıldı. Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr bir topluluktan azâbımız geri çevrilmez. 111. Andolsun, onların, geçmiş peygamberler ve ümmetlerin kıssalarında, akıl ve vicdan sa-hipleri için, pek çok ibretler vardır. Kur’an uydurularak derlenmiş sözler değildir. Bir kısım insanlar bu hakikati kabul etmeseler de, vahyine muhatap olan önündeki zâtın, pey-gamber Muhammed’in tebliğinin, sözlerinin sa-mimiliğini, doğruluğunu tasdik eden, dînî-şer’î her esası ayrıntılarıyla açıklayan, iman eden bir kavme hidâyet kaynağı - hidâyet rehberi ve rahmet olan bir kitaptır.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa