

CÜZ : 13 - SAYFA : 255 - SÛRE : 13 - RA'D : 35 - 42
35. Allah’a sığınıp emirlerine yapışarak gü-nahlardan arınıp, azaptan korunanlara, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, özgürce şahsiyetlerini geliştiren, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan, takvâya dayalı düzeni benimseyen mü’-minlere va’dolunan cennet, altından ırmaklar akan konaklarıyla, ürünleri ve gölgesi sürekli olan bir yere benzer. Işte bu Allah’a sığınıp emirlerine yapışanların günahlardan arınıp, azaptan korunanların, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsi-yetli davranarak, dinî ve sosyal görevlerinin bi-lincinde olanların varacağı yerdir. Allah’ı, Allah’a kulluğu ve ibadeti inkâr edenlerin, kâfirlerin, nankörlerin varacağı yer ise ateştir.
36. Kendilerine verdiğimiz kutsal kitapların hükmünce amel edenler, sana indirilene, Kur-ân’a sevinirler. Senin aleyhinde birleşen gruplardan Kur’ân’ın bir kısmını inkâr eden de vardır.
“- Bana, ancak Allah’ı ilâh tanımam, candan müslüman olarak Allah’a bağlanmam, saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet etmem, ilâhlığında, oto-ritesinde, mülkünde, tasarruflarında O’na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O’na dâvet ediyor, O’na imana teşvik ediyorum. Benim bir ömürlük aydınlık yolum, hayatım O’na adanmıştır” de.
37. Dinî, sosyal, siyasî esasları içeren birbi-rine benzer kitaplar vahyettiğimiz gibi, bunların en mükemmeli ve sonuncusu Kur’ân’ı açık edebî bir Arapça ile, hükümranlık sağlayan bir kitap, uygulamalı bir anayasa, bütün anlaşmazlıkları çözen hâkim bir kanun, hikmetli bir söz, muh-kem bir şeriat olarak indirdik. Eğer sana gelen bu kadar bilgiden sonra, onların şahsî arzu ve ihtiraslarına uyarsan seni Allah’ın azabından koruyacak ne bir dostun, ne bir koruyanın bu-lunur.
* 38. Andolsun, senden önce de özgürce so-rumluluklarını yerine getirmek üzere Rasüller görevlendirip gönderdik. Onlara da eşler ve ço-cuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir pey-
gamberin maddî bir mûcize getirmesi mümkün değildir. Her olayın gerçekleşme zamanının kay-dı, her sonuçlanacak işin, her ömrün yazılı bir vâdesi vardır.
39. Allah, sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan kayıtları siler, yürürlükten kaldırır, yok da eder; kanunlarına uygun olanları da yazıldığı gibi bırakır, değiştirmez de. Ana kitap, sicil, ana bilgi işlem merkezi onun katındadır.
40. Onlara yaptığımız vaatlerin, tehditlerin bir kısmını sana göstersek veya ondan önce senin ruhunu alarak ölümünü gerçekleştirsek bile, sana ancak Allah’ın emirlerini tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız bizim huzurumuzda görülecektir.
41. Bizim yeryüzünü kenarlarından eksiltmeye devam ettiğimizi, müşriklerin yurtlarını işgal edip topraklarını azalttığımızı, kendilerini sıkıştırdığımızı, imkân ve nüfuz alanlarını daralttığımızı görmüyorlar mı? Allah dilediği gibi hükmeder, hükümetlerini yönlendirir. Onun hükmünü, hükümetini kimse engelleyemez, bozamaz, değiştiremez. O çok çabuk hesaba çeker.
42. Onlardan öncekiler de peygamberlere karşı hileler, sinsi planlar yaptılar. Allah’ın planlarının yanında başka planların hükmü olmaz. O, herkesin yapacağı, işleyeceği hayırları ve şerleri bi-lir. Bu yurdun dünyanın sonunun, âhiretin kimin olduğunu yakında, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler öğrenecekler.