

CÜZ : 15 - SAYFA : 302 - SÛRE : 18 - KEHF : 62 - 74
62. İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman Mûsâ genç arkadaşına, öğrencisine:
“- Kahvaltımızı getir. Gerçekten, biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk” dedi.
. Genç arkadaşı, öğrencisi:
“- Gördün mü? Kayada istirahata çekildiğimiz vakit, ben balığı unutmuştum. Onu şeytandan başkası bana unutturmadı. O şaşılacak şekilde canlanıp denizde bir yol tutup gitmişti” dedi.
64. Mûsâ da:
“- İşte aradığımız yer orası” dedi. Hemen geldikleri yolu hatırlamaya çalışarak geri döndüler.
65. Orada, dindar, ahlâklı, hayır-hasenat sahibi mü’min, salih kullarımızdan birini buldular. Nezdimizden ona rahmet, peygamberlik vermiştik. Yüce katımızdan kendisine ilim öğretmiştik.
66. Mûsâ ona:
“- Doğruyu bulmam için sana öğretilen ilimden, bana da öğretmen şartıyla sana yoldaş olabilir miyim?” dedi.
67. Sâlih kulumuz Hızır:
“- Sen benimle birlikte bulunmaya asla sabredemezsin” dedi.
68. “- İç yüzünü bilmediğin, hakikatini kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredersin?” dedi.
69. Mûsâ:
“- Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olursa beni sabırlı bulacaksın. Senin icra planına karşı çıkmayacağım” dedi.
70. Hızır:
“- Eğer bana yoldaş olduysan, sana bilgi vermediğim, sırrını açıklamadığım bir konuda, bana sual sorma” dedi.
* 71. Bunun üzerine birlikte yürüdüler. Nihayet bir gemiye bindiklerinde, Hızır su seviyesine yakın bir yerden gemide delik açtı. Mûsâ:
“- Gemiyi, yolcularını boğmak için mi deldin? Çok kötü, tehlikeli bir şey yaptın” dedi.
72. Hızır:
“- Dememiş miydim? Sen benimle birlikte bulunmaya asla sabredemezsin” dedi.
73. Mûsâ:
“- Unuttuğum şeyden dolayı beni sorgulama, beni cezalandırma. Planımı gerçekleştirmeyi güçleştirerek beni sıkıntıya sokma, zorluk çıkarma” dedi.
74. Bunun üzerine birlikte yürüdüler. Nihayet bir delikanlıya rastladıklarında, Hızır hemen onu öldürdü. Mûsâ:
“- Bir cana karşılık olmadan, kısas uygulama zarureti bulunmadan, masum bir cana mı kıydın? Doğrusu çok kötü bir şey yaptın” dedi.”