

CÜZ : 16 - SAYFA : 314 - SÛRE : 20 - TÂHÂ : 13 - 37
13. “- Ben vahy ile irtibat kurmak için hayırlı biri olarak seni seçtim. Şimdi sana vahyolunacak şeyleri dinle.”
14. “- Benim, ben. Allah’ım. Yalnızca ben hak ilâhım. Beni ilâh tanı, candan müslüman olarak bana teslim ol, saygıyla bana kulluk ve ibadet et, benim şeriatıma bağlan, bana boyun eğ. Devamlı beni hatırında tutman, beni zikretmen; lütfumla, seninle ilgilenmem için namazı erkânına, şartlarına, vaktine riâyet ederek, aksatmadan âşikâre kıl.”
15. “- Kesinlikle kıyamet gelecek, gerçekleşecektir. Neredeyse kendimden has ve seçkin kullarımdan gizlemek istediğim kıyametin geleceğini açıklamamın sebebi, herkesin peşinde koşuşturduğu, kazandığı şeylerin, işlediği amellerin karşılığını bulacağını ilândır.”
16. “- Kıyamet gününe iman etmeyen, şahsî arzu ve ihtiraslarına uyan kimseler sakın seni ondan, Kıyamete inanmaktan alıkoymasın. Sonra helâk olursun.”
17. “- Şu sağ elindeki nedir, yâ Mûsâ?”
18. Mûsâ:
“- O benim asâmdır. Ona dayanırım. Onunla davar sürüme, koyunlarıma, keçilerime yap-rak silkelerim. Ondan başka şekillerde de fay-dalanırım” dedi.
19. “- Yere at onu, Ey Mûsâ!” dedi.
20. Mûsâ asâsını hemen yere attı. Bir de ne görsün. Bir yılan olmuş, koşuyor.
21. Allah:
“- Onu tut. Korkma. Biz onu yine önceki haline getireceğiz” dedi.
22. “- Elini koltuğunun altına sok. Kusurla ilgisi olmayan, ışıl ışıl, bembeyaz bir el ortaya çıksın. Bu da diğer bir mûcize.”
23. “- Sana kudretimizin ve peygamberliğinin delili olan en büyük mûcizelerimizden bazılarını gösterelim istedik.”
24. “- Firavun’a git. O iyice azdı.”
* 25. Mûsâ:
“- Rabbim, gönlüme ferahlık ver” dedi.
26. “- Uygulayacağım planı, görevimi bana kolaylaştır.”
27. “- Dilimdeki tutukluğu gider.”
28. “- Sözümü iyi anlasınlar.”
29. “- Ailemden de, bana bir vezir tayin et.”
30. “- Kardeşim Hârûn’u tayin et.”
31. “- Onunla gücüme güç kat.”
32. “- Onu uygulayacağım plana, görevime ortak et!”
33. “- Böylece seni bol bol tesbih edelim.”
34. “- Seni çok çok zikredelim, dinini, şeriatını anlatalım.”
35. “- Şüphesiz sen bizim halimizi bilmekte, görmekte; bize doğrusunu göstermektesin.”
36. Allah:
“- Ey Mûsâ istediklerin sana verildi” buyurdu.
37. “- Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.”