CÜZ : 16 - SAYFA : 319 - SÛRE : 20 - TÂHÂ : 88 - 98

88. Sâmirî, onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Sâmirî ve adamları: “- Işte sizin de, Mûsâ’nın da ilâhı budur” dediler. Sâmirî Mûsâ’nın ilâhî tebliğini ne çabuk unuttu. 89. Onlar, buzağı heykelinin, kendilerine ko-nuşarak karşılık veremediğini, zarar verecek ve fayda sağlayacak bir güce sahip olmadığını görmüyorlar mıydı? * 90. Andolsun ki, Hârûn da, daha önce onlara: “- Ey kavmim, siz buzağı putu ile imtihana tâbi tutuldunuz. Sizin Rabbiniz rahmet sahibi Rahman olan Allah’tır. Bana tâbi olun, benim kurduğum düzene itaat edin, benim kitabımdaki hükümleri uygulayın” demişti. 91. Onlar: “- Mûsâ bize dönüp gelinceye kadar, kesinlikle biz buzağıya tapmaya devam edeceğiz” dediler. 92. Mûsâ: “- Ey Hârûn, bunların başlarına buyruk davranarak hak yoldan uzaklaştıklarını, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ettiklerini gördüğün vakit, senin onlara karşı koymanı engelleyen ne idi?” dedi. 93. “- Neden benim yolumu takip etmedin? Benim kurduğum düzene karşı mı çıktın?” 94. Hârûn: “- Ey anamın oğlu, sakalımı ve saçımı tutma. Ben, senin, İsrâiloğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü tutmadın, demenden hep içim titreyerek endişe ettim” dedi 95. Mûsâ: “- Peki, senin derdin nedir, ey Sâmirî?” dedi. 96. “- Sana gelen vahy ve tebliğ ettiğin din konusunda, onların, Isrâiloğulları’nın göreme-dikleri, anlayamadıkları hususlara ben vâkıf ol- dum. Bu anlayışıma dayanarak elçinin, Cibril’in getirdiği vahyin epeyce bir kısmını ayıklayıp at-tım. Işte şu gördüğün, duyduğun nefsimin beni aldatarak sürüklediği oyun böylece ortaya çıktı” dedi. 97. Mûsâ: “- Git! Artık hayatın boyunca sen, bana yak-laşmayın, benimle ilişki kurmayın diyerek, insan içinden kovulmuş ve terkedilmiş bir vaziyette, soyun kuruyarak tek başına yaşayacaksın. Ayrıca senin için kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun, başında bekleyip durduğun tanrına da bak. Yemin ederim biz onu ateşte eriteceğiz. Sonra da onu parçalayarak toz duman halinde denize savuracağız” dedi. 98. “- Sizin ilâhınız, kendisinden başka tan-rı olmayan, Allah’tır. Onun ilmi her şeyi kuşat-mıştır.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa