- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

23. MÜ'MİNÛN SÛRESİ

118 âyettir.
Peygamberliğin 6-8. yıllarında Mekke’de nazil olmuştur.
İlk âyetlerinde kurtuluşa eren mü’minlerin ibadetlerinden,
ahlâki yaşayışlarından ve nâil olacakları nimetlerden
bahsedildiði için Mü’minûn sûresi denmiştir.

**********

SINIRSIZ RAHMETİ VE ENGİN MERHAMETİ İLE
HAYAT VEREN, YAŞATAN, KORUYAN, RAHMETİNE,
MERHAMETİNE, LÜTFUNA, İHSANINA VE HAYIRLARA
MAZHAR EDEN, RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLAH’IN
İZNİ VE YARDIMIYLA, ALLAH’IN ADIYLA...
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -


* 1. Şuurlu ve kâmil mü’minler, ebedî nimetlerle mutluluğa ermişlerdir. 2. Mü’minler namazlarında tam bir samimiyetle Allah’a imanın, kulluk ve ibadetin şuuruna ererek saygılı davrananlar, hakkaniyete riayet duygularını yaşayanlardır. 3. Mü’minler, bâtıldan, yalandan, taahhüde sada-katsizlikten, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirip ilgilenmeyenler, engelleme tedbirleri alanlar, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yapmayanlardır. 4. Mü’minler vicdanlarını, servetlerini, sosyal bün-yelerini arındıran, berekete vesile olan zekât verir duruma gelmek, zekâtı vermek ve hayırları çoğaltmak, vicdanları temizlemek için çalışanlardır. 5. Mü’minler iffetlerini koruyanlar, bellerine sahip olanlardır. 6. Ancak eşleri ve meşrû şekilde sahip oldukları, üzerlerinde meşrû hakları ve otoriteleri, kendileriyle düzgün insanî münasebetleri olan câriyeleriyle iliş-kileri helâldir. Bundan dolayı onlar kınanamazlar. 7. Kim bunun, helâlin ötesine gider, nikâhsız ilişkiler isterse onlar, işte onlar haddi tecavüz edenlerdir. 8. Mü’minler, kamu görevlerini, sorumluluklarını yerine getirenler, toplumda güven ortamı sağlayanlar, emanete, ahitlerine, taahhütlerine, sözlerine riayet edenlerdir. 9. Farz namazlarıyla ilgili sorumluluklarını edaya devam edenler ibadetlerini huşu içinde yapmayı, vakitlerini değerlendirmeyi, iktisadi nizamlarını, beline sahip olmayı, ailelerini, meşru ilişkiler içinde kal-mayı, kamu düzenlerini, toplumdaki güven ortamını, dinlerini kesinlikle dayanışma halinde güç ve gönül birliği yaparak korurlar. 10. Onlar, asıl onlar vâris olarak ebedî yaşaya-caklar. 11. Firdevs cennetlerine vâris olarak orada ebedî yaşayacaklar. 12. Andolsun, biz insanı organlarının özelliklerini taşıyan çamurdan süzülüp çıkarılmış, bir özden yarat-tık. 13. Bir de onu, sperm olarak emin, elverişli, sağlam, itibarlı bir yere, rahme koyduk. 14. Dahası spermle yumurtayı birleştirip, ana rah-miyle bağ kurarak, rahim duvarına yerleşen döllen-miş yumurta haline getirdik. Döllenmiş yumurtayı embriyo haline soktuk. Embriyoda kemik oluşturduk. Kemiklerde tomurcuklanma meydana getirip uzatarak, yoğunlaştırarak kaynaştırıp iskeleti etle kasla örttük. Üstelik onu başka bir yaratılışla, ruhu, iradesi, organları ve güçleriyle en güzel bir biçimde insan haline getirdik. Hesaplı-orantılı ölçüler kullanan en güzel, en mükemmel yaratıcı olan Allah pek yücedir. 15. Sonra siz, bunun, doğumun ve dünya hayatının ardından elbette öleceksiniz. 16. Sonra, Kıyamet günü tekrar diriltileceksiniz. 17. Andolsun, biz sizin üstünüzde manyetik bağ-lantılı yedi atmosfer katmanı yarattık. Biz, muhtaç olduğunuz ortamı ve imkânları yaratmayı ihmal edecek değiliz.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa