

CÜZ : 18 - SAYFA : 362 - SÛRE : 25 - FURKAAN : 12 - 20
12. Cehennem ateşi, uzak bir mesafeden kâ-firleri görünce; onlar cehennemin öfkeli kükremesine, kaynamasına ve uğultusuna kulak verirler.
13. Elleri boyunlarına bağlı olarak cehennemin dar bir yerine atıldıkları zaman oracıkta yok olmayı isterler.
14. Onlara:
“- Bu gün, yalnız bir defa yok olmayı istemeyin. Birçok defalar yok olmayı isteyin” denir.
15. “- Bu mu, daha iyi yoksa takvâ sahiplerine, Allah’a sığınanlara, emirlerine yapışanlara, günahlardan arınıp azaptan korunanlara, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minlere va’dedilen ebedîlik cenneti mi? Orası onlar için bir mükâfat ve güzel bir nihaî dönüş yeridir” de.
16. Onlar için orada Allah’ın sünnetine, düzeninin yasaları uygun iradesinin tecellisi içinde tercihlerini isabetli kullanarak seçecekleri her şey mevcut. Orada ebedî yaşayacaklar. Bu, Rabbinin, sorumluluğunu üzerine aldığı, kendisinden talep edilmeye değer bir vaattir.
17. Rabbinin, onları ve Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden taptıkları şeyleri topladığı gün:
“- Şu kullarımı, başlarına buyruk hale getire-rek, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine siz mi imkân sağladınız, yoksa kendileri mi başlarına buyruk hale gelerek, doğru yoldan uzaklaşıp dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ettiler” der.
18. Onlar:
“- Seni tenzih ederiz. Seni bırakıp, kulların durumundakilerden, bir kısım dostlar koruyucular, otoriteler edinmek bize yakışmaz. Fakat sen, onlara ve atalarına o kadar nimet verdin ki, sonunda seni zikretmeyi, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur’ân’ı ve şeriatı unuttular. Helâkî hak eden bir kavim oldular” derler.
19. Ötekilere hitaben:
“- Işte taptıklarınız, kendilerinin tanrı olduğu konusundaki söylediklerinizi, sizi yalanladılar. Artık ne azâbımızı geri çevirebilir, ne de bir yar-dım temin edebilirsiniz, sizden kim baskı, zulüm ve işkence yapar, zulme âlet olur, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellerse ona büyük bir azap tattıracağız” denir.
20. Rasûlüm, senden önce özgürce sorumlu-luklarını yerine getirmek üzere, görevlendirip gönderdiğimiz bütün peygamberler de, hiç şüp-hesiz yemek yerler, çarşılarda, panayırlarda bilgi ve becerilerini kullanarak dolaşırlardı.
Ey insanlar, sizin bir kısmınızın imanda sebat derecesini tespit için, diğer bir kısmınıza, zengini fakire, sıhhatliyi hastaya, itibarlıyı itibarsıza ağır bir imtihan konusu haline getirdik. Bakalım, sabredip mücadeleye devam edebilecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla bilmekte, görmektedir; doğru yolu göstermektedir.