

CÜZ : 19 - SAYFA : 372 - SÛRE : 26 - ŞUARÂ : 84 - 111
84. “- Bana, gelecek nesiller içinde sadakatle dinini tebliğ eden halefler, iyi bir namla anılmak nasip eyle.”
85. “- Beni, içinde ebedî yaşayacağım Naîm cennetinin vârislerinden eyle.
86. “- Babamı da bağışla. O başına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşanlardan, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih edenlerden.”
87. “- Insanların diriltilecekleri gün beni mahcup etme.”
88. “- Servet ve oğulların faydasının olmadığı gün beni mahcup etme.”
89. “- Ancak Allah’ı inkârdan, iki yüzlülükten, cehalet ve kötü ahlâktan arınmış temiz, saf bir kalp ile, aklıselim ile, iman, ilim, güzel ahlâk ve sâlih amelle Allah’ın huzuruna gelenler o gün mahcup olmaz.”
90. “- Cennet müttakilere, Allah’a sığınıp, emirle-rine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlara, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve öz-gürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananlara, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanlara yaklaş-tırılmıştır.
91. “- Kaynayan, köpüren cehennem başkalarını da hak yoldan çıkaran, hain düşünceler taşıyan azgınlar için hortlatılmıştır.”
92. Onlara:
“- Hani, taptıklarınız nerede?” denir.
93. “- Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden taptıklarınız, size yardım edebiliyorlar mı? Veya kendilerine olsun, yardımları dokunuyor mu?”
94. Artık o putlar ve başkalarını hak yoldan uzak-laştıran, hain düşünceler taşıyan o azgınlar, derin cehennem çukurlarına defalarca yüzüstü atılırlar.
95. Iblis’in askerî erkânı ve orduları da, toptan, tepetaklak, cehenneme atılır.
96. Orada birbirleriyle çekişirlerken, şöyle derler:
97. “- Vallahi biz, tamamen başımıza buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içindey-mişiz.”
98. “- Biz, sizi, âlemlerin bütün varlıkların Rabbi ile eşit tutuyormuşuz.”
99. “- Bizi, kesinlikle, Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, günahkarlar hak yoldan uzaklaştırıp başımıza buyruk hale getirerek, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihimize imkân sağladılar.”
100. “- Bak, bizim şefaat edenlerimiz yok.”
101. “- Yakın bir dost da yok.”
102. “- Ah, keşke, bizim için dünyaya bir dönüş fır-satı olabilseydi, biz de mü’minlerden olurduk.”
103. Kesinlikle bunlarda Allah’ın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, insanlar için ibretler vardır. Fakat onların çoğu iman edecek değildir.
104. Senin Rabbin, işte O, kudretli, hükümran ve engin merhamet sahibidir.
* 105. Nûh’un kavmi de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirilen Nûh’u yalanlayarak bütün peygamberleri inkâr ettiler.
106. Hani soydaşları-kardeşleri Nuh onlara:
“Hâlâ, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışmayacak, günahlardan arınıp, azaptan korunmayacak, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmayacak, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmayacak mısınız?” demişti.
107. “- Ben size gönderilmiş emin bir Rasülüm.”
108. “- Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun, bana itaat edin, benim sünnetimi uygulayın.”
109. “- Tebliğ görevime karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, mükâfatım âlemlerin, bütün varlıkların Rabbine aittir.”
110. “- O halde, Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun, bana itaat edin, benim sünnetimi uygulayın.”
111. “- Ayak takımı, reziller senin peşinden giderken biz sana inanıp, güvenebilir miyiz?” dediler.