

CÜZ : 2 - SAYFA : 23 - SÛRE : 2 - BAKARA : 142 - 145
* 142. Bir kısım beyinsiz kimseler;
“- Bunları
bulundukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler.
“- Doğu da, batı da Allah’ındır.
Allah, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak,
iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları
sırâtımüstakîme, doğru, muhkem, güvenli,
mûtedil yola, İslâmî hayata iletir” de.
143. Biz doğru yolu gösterdiğimiz gibi, sizi de,
Kur’ân’ı bilen ve bütün insanlara tebliğ eden,
çözüm getiren, güvenilir örnek önderler
ve doğruları konuşan şâhitler olmanız,
ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara,
dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur
tek yetkili Rasûlün, Muhammed’in de
Kur’ân’ı tebliğ eden, çözüm getiren
güvenilir örnek önder, doğruları konuşan
şâhit olması için sizi mûtedil, âdil, hayırlı,
makul, seçkin, ahlâkî değerleri, itidali ve adâleti
belirleyici güç kabul eden açık bir toplum,
bir millet haline getirdik.
Senin arzulayıp da, şu anda yönelmediğin kıbleyi,
Kâbeyi, biz ancak peygambere, Kur’ân’a
ve sünnete uyanı, ökçeleri üzere geri dönenden
ayırt etmemiz için kıble yaptık.
Bu iş, elbette, Allah’ın hidayeti,
doğru yolu nasip ettiği kimselerin dışındakilere
çok ağır gelecekti.
Allah imânda sebatınızın, sadakatinizin,
imânınızın eseri olan amellerinizin karşılığını
yok etmez, kaybetmez.
Allah insanlara karşı
çok şefkatli, engin merhamet sahibidir.
144. Biz senin, yüzünün göğe doğru
çevrilmekte olduğunu, yücelerden
haber beklediğini biliyoruz, görüyoruz.
İşte şimdi, seni, memnun olacağın
bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü
Mescid-i Haram tarafına, Kâbe’ye çevir.
Siz de ey mü’minler, nerede olursanız olun,
yüzünüzü o tarafa doğru çevirin.
Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce
sorumlu tutulanlar, kıble ile ilgili,
Rablerinden gelen gerekçeli, hikmete dayalı
bu emrin, doğru olduğunu, kitaplarında müjdelenen
peygamber Muhammed’in atası İbrahim’in kıblesine
yönelerek namaz kılacağını kesinlikle biliyorlar.
Allah onların işledikleri amellerden gafil değildir,
buna göre, onları cezalandıracak.
145. Andolsun ki, sen kendilerine verilen
kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlara,
bütün delilleri de getirsen,
yine de senin kıblene tâbi olmazlar.
Sen de onların kıblesine tâbi olmazsın.
Zaten onlar da birbirlerinin kıblesini kabul etmezler.
Sana gelen bunca bilgiden sonra, sen onların
şahsî arzu ve ihtiraslarına uyacak olursan,
o zaman hiç şüphesiz sen de zâlimlerden,
âsilerden olursun.