

CÜZ : 2 - SAYFA : 25 - SÛRE : 2 - BAKARA : 154 - 163
154. Allah yolunda, İslâm uğrunda
canlarını feda eden yiğitlere, ölüler demeyin.
Hayır onlar ölü değil, ebedî hayat ile diridirler.
Fakat siz onlardaki hayatın farkına varamazsınız.
155. İmanınızdaki sadakati ölçmek için sizi,
mutlaka, korku, açlık, kıtlık ile;
sahip olduğunuz servetin bir kısmını eksilterek,
malları telef ederek, can kaybına, sakatlığa
maruz bırakarak, mahsulünüzü âfete uğratarak imtihan ederiz.
Sabrederek mücadeleye devam edenlere,
dünyada yardım, zafer ve devlet,
âhirette cennet müjdesini ver.
156. Sabrederek mücadeleye devam edenler,
başlarına bir musibet, bir belâ geldiği zaman:
“- Biz ilâhî kazaya rıza için yaratılmış kullarız.
Sonunda yine Allah’ın huzuruna vararak
hesaba çekileceğiz” diyenlerdir.
157. İşte onlar, Rablerinden övgüye, bağışlanmaya
ve rahmete mazhar olanlardır.
Onlar, işte onlar doğru yolu bulan,
İslâm’ı yaşayarak sebat edenlerdir.
158. Safâ ile Merve, Allah’ın emirlerini çağrıştıran,
hac menâsiki ile ilgili sembol yerlerdendir.
Kim hac ibadetini ifa etme,
hayır ve bereket elde etme ümidiyle
Beytullah’ı ziyaret eder veya umre yaparsa,
bunları sa’y etmesinde kendisine bir günah yoktur.
Kim de gönlünden koparak nafile niyetiyle
umre yaparsa, Allah şükrün karşılığını
verir ve her şeyi bilir.
159. İndirdiğimiz apaçık âyetleri,
peygamberlerin tavsiyelerini, vahyin içeriğini
açıklayan beyanlarını, Muhammed’in hak peygamber
olduğunun kesin delillerini, ilâhî hükümleri,
hidayet yolunu, Muhammed’in gösterdiği yolun
doğruluğunu, kitaplarda, Tevrat’ta ve İncil’de
bizim insanların iyiliği için açıklamamızdan sonra
gizleyenlere Allah lânet eder.
Lânet edebilecek olanlar da lânet eder.
160. Ancak tevbe ederek, İslâmî hakikatleri
ortaya koyarak Allah’a itaate yönelenlere,
yaymaya devam ettikleri yanlış bilgileri düzeltenlere,
Muhammed’in bütün insanlığın son hak peygamberi;
Kur’ân’ın, Allah’ın son mükemmel kutsal kitabı olduğunu,
İslâmî hakikatleri bütün insanlığa açıklayanlara
lânet edilmez. İşte onları ben bağışlarım.
Ben insanları tevbeye, itaate sevkeder,
tevbeleri kabul ederim. Çok merhametliyim.
161. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip âyetlerimizi inkârda
ısrar ile, kâfir olarak can vermiş olanlara gelince,
onlar Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların
lânetine müstehak olmuşlardır.
162. Onlar ebediyyen lânet içinde, cehennemde kalırlar.
Onların cezaları hafifletilmez. Özür dilemelerine,
tevbe etmelerine fırsat verilmez, onlara
merhamet nazarıyla bakılmaz, göz açtırılmaz.
163. İlâhınız bir tek ilâhtır. Hak ilâh yalnızca O’dur.
O sınırsız rahmeti ve engin merhameti ile hayat veren,
yaşatan, koruyan, rahmetine, merhametine, lütfuna,
mükâfatlarına ve hayırlara mazhar edendir.