CÜZ : 2 - SAYFA : 34 - SÛRE : 2 - BAKARA : 211 - 215

* 211. İsrâiloğulları’na sor:
Kendilerine sayısız peygamberler,
kendi peygamberlik görevlerini, senin peygamberliğini
tasdik eden nice açık âyetler, mûcizeler vermiştik.

Kim, âyetler, mûcizeler kendisine geldikten sonra
Allah’ın nimetini, tevdî ettiği ilahî değerleri,
şeriatını, verdikleri taahhüdü, âyetlerini
değiştirirse bilsin ki, Allah, emirlerine,
peygamberlerine muhalefet edilmesine,
şeriatının çiğnenmesine denk,
onlara âdil ceza verme gücüne sahiptir.

212. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler,
kâfirler için, dünya hayatı süslenip güzel gösterildi.

Bu sebeple onlar imân edenlerden bazılarıyla
alay ediyorlar. Halbuki, Allah’a sığınıp,
emirlerine yapışarak günahlardan arınıp,
azaptan, sağlıklarının bozulmasından,
hastalıklardan korunan, kulluk ve sorumluluk şuuruyla,
haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan,
dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minler,
kıyamet günü onların üstündedir.

Allah, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak,
iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu
kimselere, lütuf ve ihsanından kayda geçirilmeyen,
dara düşürmeyen, ölçüye tartıya vurulmayan,
hesabı sorulmayan, itiraza mahal olmayan
hesapsız rızık ve servet verir.

213. Bütün insanlar Nûh’a kadar aynı dine sahip
bir tek milletti. Görüş ayrılığına düşmeleri sebebiyle
Allah onlara, rahmeti, merhameti, ihsanı,
sevgisi konusunda müjdecilik, sorumluluk
hesap ve cezayı hatırlatan, uyarıcılık
görevi yapan özgürce sorumluluklarını
yerine getirmek üzere tek tek peygamberler gönderdi.

İnsanlar arasında, ihtilâf ettikleri,
çarpıttıkları konularda, hakem olmaları,
hüküm vermeleri, icraat yapmalarına esas olması için
onlarla beraber, gerekçeli, hikmete dayalı,
toplumda gerçekleştirilmesi gereken
hakça düzeni içeren kitaplar da indirdi.

Ancak, kutsal kitapların hükmünce
sorumlu tutulanlar, ayan beyan deliller
geldikten sonra, liderliği ve hakimiyeti
hep kendi uhdelerinde tutma hırsları, hasetleri,
haksızlıkları, şer’î kurallara karşı çıkmaları
ve bozgunculukları sebebiyle, kitaplar konusunda
ayrı baş çekerek kasıtlı ihtilâf çıkardılar,
anlaşmazlık icat ettiler.

Allah ilmi, iradesi ve lütfuyla, Ehlikitâb'ın
kutsal kitaplardaki bilgileri tahrif ederek
çıkardıkları ihtilâfların, çarpıtmaların
doğrusunu iman edenlere gösterdi.

Allah, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak,
iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri
doğru, muhkem, güvenli, mûtedil yola İslâmî hayata iletir.

214. Yoksa siz, sizden önce geçip giden milletlerin
başlarına gelen sıkıntılar, sizin başınıza gelmeden
cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz?


Geçmiş ümmetlerin başına nice sıkıntılar,
çaresizlikler, yokluklar geldi.

Mallarına ve canlarına zararlar dokundu.
Peygamber ve beraberindeki mü’minler
sarsıldılar, moralleri bozuldu:

“- Allah’ın va’dettiği yardım ne zaman gerçekleşecek?”
demeye başlamışlardı. Bilesiniz ki, Allah’ın yardımını,
va’dettiği zaferi gerçekleştirmesi yakındır.

215. Sana Allah yolunda İslâm uğrunda
karşılık beklemeden, gönüllü, nereye,
ne kadar harcayacaklarını soruyorlar:

“- Karşılık beklemeden, gönüllü yapacağınız hayırlar,
anaya-babaya, akrabalara, yetimlere, dullara,
kimsesizlere, çevresi, çaresi olmayan yoksullara,
yolda kalan muhtaç yolcularadır.

Yapacağınız her türlü iyiliğin, ihsanın,
izzetin, ikramın hepsini Allah biliyor,
mükâfatsız bırakmayacak” de.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa