CÜZ : 20 - SAYFA : 390 - SÛRE : 28 - KASAS : 29 - 35

* 29. Mûsâ, sonunda, süreyi doldurup ailesi ile yola çıkınca Tur’un yamacında gözüne, dostluk parıltısı saçan, yüreğini ısıtan bir ateş ilişti. Aile-sine: “- Siz burada bekleyin, gözüme, dostluk pa-rıltısı saçan, yüreğimi ısıtan bir ateş ilişti. Bel-ki size oradan bir haber veya alevli bir eğsi-köz getiririm. Ocak tüttürmenize vesile olur, ısınırsı-nız” dedi. 30. Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, oradaki ağaç tarafından kendisi-ne: “- Ya Mûsâ, o nidâ eden benim. Âlemlerin, bütün varlıkların Rabbi Allah’ım” diye nidâ edildi. 31. “- Ey Mûsâ elindeki asânı yere at” denildi. Mûsâ yere attığı asâyı yılan gibi kıvrılır görünce, döndü. Arkasına bakmadan kaçtı. “- Ey Mûsâ, beri gel. Korkma. Sen dünyada da, öteki âlemde de emniyette olanlardansın” denildi. 32. “- Elini koynuna sok, kusurla ilgisi olma-yan, ışıl ışıl, bembeyaz bir el ortaya çıksın. Deh-şetten, korkudan indiremediğin kolunu indir. Işte bu ikisi, Firavun ve ileri gelenlerine karşı Rabbin tarafından sana verilen iki kesin delildir. Onlar doğru ve mantıklı düşünmeyi terkeden fâsık, âsi, bozguncu bir kavim olmuşlardır” denildi. 33. Mûsâ: “- Rabbim, ben onlardan birini öldürdüm. Be-ni öldürmelerinden korkuyorum” dedi. 34. “- Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da, yanımda beni tasdik eden bir yardımcı olarak, özgürce sorumlulukları-nı yerine getirmek üzere peygamberlikle görev-lendir. Ben, onların beni yalanlamalarından kor-kuyorum” dedi. 35. Allah: “- Senin pazunu, gücünü kardeşinle destekle-yeceğiz. Size öyle bir kudret, öyle bir hükümranlık gücü vereceğiz ki, âyetlerimiz, mûcizelerimiz sayesinde size ilişemeyecekler. Ikiniz ve size tâbi olanlar, üstün geleceksiniz” buyurdu.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa