

CÜZ : 20 - SAYFA : 392 - SÛRE : 28 - KASAS : 44 - 50
44. Rasûlüm, Mûsâ’ya, peygamberliği ve Is-râiloğulları’nı yönetme görevini, vahiy ve Tevrat ile bildirerek kesinleştirdiğimiz zaman, sen, Tûr’un (dağın) batı yamacında bulunmuyordun. O devirde yaşayıp da, hâdiseyi öğrenenlerden de değilsin.
45. Fakat, biz birçok nesiller türettik. Onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen Medyen halkı arasında da ikamet etmiyordun ki, onlara âyetlerimizi okuyasın. Ama biz onlara başka peygamberler gönderdik.
46. Mûsâ’ya seslendiğimiz zaman da Tur’un (dağın) yamacında değildin. Fakat, Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine so-rumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcılar, peygamberler gelen toplumları uyarman için, orada geçenleri sana bildirdik. Ola ki, düşünüp öğüt alırlar.
47. Bizzat dünyada kendi yaptıklarından do-layı başlarına bir musibet geldiğinde:
“- Rabbimiz, ne olurdu, bize özgürce sorum-luluklarını yerine getirmek üzere bir peygamber gönderseydin de, Rasüllerine inen âyetlerine uy-saydık, mü’minlerden olsaydık” diyecek olma-salardı, seni göndermezdik.
48. Fakat onlara tarafımızdan o hak peygamber, o hak kitap Kur’an gelince:
“- Mûsâ’ya verilen mûcizelerin, uygulamakla sorumlu tutulduğu emir ve hükümlerin benzeri ona da verilmeli değil miydi?” dediler. Peki, daha önce Mûsâ’ya verilen mûcizeleri, uygulamakla sorumlu tutulduğu emir ve hükümleri de inkâr etmemişler miydi?
“- Birbirini destekleyerek aklı etki altına alan büyüleyici iki kitap, birbirini destekleyen iki si-hirbaz!” dediler.
“- Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz” dedi-ler.
49. Rasûlüm:
“- Eğer siz iddianızda doğru iseniz, Allah ka-tından, bu ikisinden, Kur’an ve Tevrat’tan daha doğru bir kitap getirin de, ben ona uyayım” de.
50. Eğer senin talebini yerine getiremezlerse, bil ki, onlar sırf şahsî arzu ve ihtiraslarına uy-maktadırlar. Allah’tan gelen bir hidayet rehbe-rine, hak yolu aydınlatan bilgilere dayanmadan şahsî ihtiraslarına uyandan daha başına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşan, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih eden kim olabilir? Belli ki, Allah inkârı, isyanı alışkanlık haline getiren zâlim, hakka, adâlete riâyet etmeyen müşrik bir kavme hidayet, başarı nasip etmeyecek, doğru yola sevketmeyecektir!