

CÜZ : 20 - SAYFA : 397 - SÛRE : 28 - KASAS : 85 - 88 / SÛRE : 29 - ANKEBÛT : 1 - 6
85. Rasûlüm, Kur’ân’ı okumayı, öğretmeyi, hükümlerini tebliğ etmeyi, uygulamayı sana farz kılan, ilkelerini sana hayat tarzı haline geti-ren Allah, elbette seni yine, dönülecek yere, Mekke’ye, ölümden sonra yeni bir hayata dön-dürecektir.
“- Rabbim, kimin hak yolu aydınlatan bilgiler getirdiğini, kimin tamamen başına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içinde olduğunu iyi bilir” de.
86. Sen peygamberlikle görevlendirilmeden önce, Kur’ân’ın sana vahyolunacağını ummuyor-dun. Bu, kesinlikle Rabbinden bir rahmet olarak gelmiştir. O halde sakın kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve so-rumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere arka çıkma.
87. Allah’ın âyetleri sana indirildikten, içindeki hükümler sana farz olduktan sonra, artık, sakın onlar seni bu âyetleri okumaktan, tebliğden, içindeki ilkeleri yaşamaktan alıkoymasınlar, fa-aliyetlerini engelleyici tedbirler almasınlar. In-sanları, Rabbinin birliğini kabule, ona kulluk ve ibadete, şeriatla amel etmeye davet et, teşvik et, sevk et. Sakın imandan sonra ilâhlığında, oto-ritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a or-tak koşan, gizli şirki yaşayan, başka otoriteler kabul eden müşriklerden olma!
88. Allah ile birlikte başka bir tanrıya yalvarma. Hak ilâh yalnızca O’dur. O’nun zâtından başka her şey fânidir, yok olacaktır. Hükümranlık, yargı ve icra O’na aittir. O’nun huzuruna getirilerek hesaba çekileceksiniz.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
29. ANKEBÛT SÛRESİ
69 âyettir.
Peygamberliğin 13. yılında Mekke’de nazil olmuþştur.
41. âyetteki "Ankebût" (Örümcek) kelimesi
sûreye isim olarak verilmiştir.
**********
SINIRSIZ RAHMETİ VE ENGİN MERHAMETİ İLE
HAYAT VEREN, YAŞATAN, KORUYAN, RAHMETİNE,
MERHAMETİNE, LÜTFUNA, İHSANINA VE HAYIRLARA
MAZHAR EDEN, RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLAH’IN
İZNİ VE YARDIMIYLA, ALLAH’IN ADIYLA...
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
* 1. Elif. Lâm. Mîm.
2. Insanlar, canlarıyla, mallarıyla ağır imtihanlardan geçirilmeden, sadece:
“Iman ettik” demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”
3. Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de, be-lâlarla, felâketlerle ağır imtihanlardan geçirdik. Elbette Allah imanlarında samimi olanların kim-ler olduğunu bilecek; yalancıları da mutlaka or-taya çıkaracaktır.
4. Yoksa, bilinçli, maksatlı kötülükler yapanlar bizden kaçıp kurtulabileceklerini mi sandılar. Ne kadar kötü, ne kadar yanlış hüküm veriyorlar!
5. Kim Allah’ın huzurunda hesaba çekilmeyi, mükâfatı umuyor, cezalandırılmaktan korkuyor-sa, bilsin ki, Allah’ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi hakkıyla işitir, hakkıyla bilir.
6. Hayatını ortaya koyarak, konuşarak, yaza-rak, hesapsız servet harcayarak cihat eden, ancak kendi iyiliği, kurtuluşu için cihad etmiş olur. Allah zengindir, âlemlere, insanlara, hiçbir varlığa muhtaç değildir.