

CÜZ : 20 - SAYFA : 398 - SÛRE : 29 - ANKEBÛT : 7 - 14
7. Iman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirenlerin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaş-masını sağlayanların, yerinde, haklı çıkışlar ya-parak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanların, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işle-yenlerin kusurlarını sileceğiz, bağışlayacağız. Onları, işlemeye devam ettikleri amellerin, el-bette daha güzelini, daha değerlisini ölçü alarak mükâfatlandıracağız.
8. Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tekrar tekrar tavsiye ettik, emrettik. Eğer onlar seni, lehinde ilmî bir delil olmayan bir şeyi, ilâh-lığımda, otoritemde, mülkümde, tasarruflarımda bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara boyun eğme. Hesap vermek üzere benim huzuruma getirileceksiniz. Ben de sizi, işlediğiniz amelleri birer birer ortaya koyarak hesaba çekeceğim.
9. Iman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirenleri, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaş-masını sağlayanları, yerinde, haklı çıkışlar ya-parak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanları, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işle-yenleri; elbette dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sa-hibi mü’minler, sâlihler zümresine katacağız.
10. Insanlardan, sözde:
“- Allah’a iman ettik” diyen bazıları, Allah’ın dini uğrunda, eziyete maruz kaldığı zaman, in-sanların işkencesini, baskısını, zulmünü, Al-lah’ın azâbına denk tutar. Halbuki Rabbinden bir yardım, bir zafer gelecek olsa:
“- Doğrusu, biz de sizinle beraberdik” derler. Iyi de, insanların gönüllerindekini en iyi bilen Allah değil midir?
11. Allah, elbette kendisine gönülden iman edenleri de bilir; müslüman görünerek Islâm’a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan müna-fıkları, iki yüzlüleri de bilir.
12. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, iman edenlere:
“- Bizim yolumuzu, bizim hayat tarzımızı be-nimseyin, sizin günahlarınızı biz yüklenelim” derler. Halbuki onlar, hiçbir şekilde, mü’minlerin günahlarını yüklenecek değiller. Belli ki onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
13. Elbette kendi ağır yüklerini, veballerini yüklenecekler. Kendi ağır yükleriyle beraber hak yoldan sapmalarına sebep oldukları insanların daha nice ağır yüklerini taşıyacaklar. Kıyamet günü uydurup durdukları yalanlardan sorguya çekilecekler.
* 14. Andolsun ki, biz Nûh’u kavmine özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere pey-gamber olarak gönderdik. O, bin yıldan, elli yıl eksik bir süre onların arasında yaşadı. Sonunda, onlar inkâr, isyan, baskı ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyerek zulümlerini sürdürür-ken, şirk içinde yaşarken suikast planları hazır-larlarken, tûfan onların işini bitirdi.