

CÜZ : 21 - SAYFA : 420 - SÛRE : 33 - AHZÂB : 7 - 15
7. Bizim peygamberlerden, menfaat bekleme-den, korkusuzca, vahyedilen kitabı ve dini teb-liğ edeceklerine dair kesin sözler taahhütler al-
dığımızı insanlara hatırlat; senden, Nuh’tan, Ib-râhim’den, Mûsâ’dan, Meryem’in oğlu Îsâ’dan da... Evet, biz onlardan pek ağır sorumluluk ge-rektiren sözler aldık.
8. Taahhütlerine sadakat gösterenlere, pey-gamberlere, kendi devirlerinde peygamberlik gö-revlerini sadakatle yapıp yapmadıklarının hesa-bını sorması için, Allah bu sözü aldı. Kâfirler, peygamberleri inkâr edenler, nankörler için de, can yakıp inleten müthiş bir azap hazırladı.
* 9. Ey iman edenler, Allah’ın size olan nimetini hatırlayarak şükredin. Hani size ordular saldır-mıştı da, biz onların üzerine, rüzgâr estirmiş ve
sizin görmediğiniz kurmaylar ve ordular gö-revlendirip musallat etmiştik. Allah savaş hazır-
lığı olarak yaptıklarınızı çok iyi bilmekte, gör-mekteydi.
10. Hani onlar, hem yukarınızdan, hem aşağı tarafınızdan, vadinin üstünden ve alt tarafından üzerinize yürümüştü. Gözler yılmış, yürekler ağızlara gelmişti. Siz, Allah hakkında türlü türlü düşüncelere dalıyordunuz.
11. Işte orada iman sahipleri imtihandan ge-çirilmiş ve ciddi şekilde, maddî manevî sarsıl-mışlardı.
12. O zaman müslüman görünerek Islâm’a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan mü-nafıklar ile, kalpleri kararmış, aklından zoru olan hasta ruhlular:
“- Meğer Allah ve Rasûlü bize sadece kuru vaatlerde bulunmuşlar!” diyorlardı.
13. Onlardan bir grup da:
“- Ey Yesripliler-Medineliler! Artık sizin için durmanın sırası değil, haydi evinize dönün!” demişlerdi. Içlerinden bir kısmı ise:
“- Gerçekten evlerimiz saldırıya açık, emni-yette değil!” diyerek, peygamberden izin istiyor-du. Oysa evleri tehlikede değildi. Kesinlikle kaç-mayı arzuluyorlardı.
14. Medine’nin her tarafından üzerlerine saldı-rılsaydı da, o zaman Islâm’dan dönmeleri, müs-lümanlarla savaşmaları istenseydi, şüphesiz he-
men savaşa katılırlar, evlerinde pek eğlenmez-lerdi.
15. Andolsun ki, daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz mesuliyeti gerektirir.