

CÜZ : 22 - SAYFA : 434 - SÛRE : 34 - SEBE' : 40 - 48
40. Allah, onların hepsini toplayacağı gün, meleklere:
“-Şunlar size mi tapıyordu?” diyecek.
41. Melekler de,
“- Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sı-ğınacak velimiz, koruyucumuz, işlerimizi havale edeceğimiz hâmimiz, emirlerini dinlediğimiz otorite sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı” diyecekler.
42. Işte bu gün birbirinize ne fayda sağlama-ya, ne zarar vermeye gücünüz yeter. Biz, inkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm, işkence ve Islâm aleyhinde propaganda yapan zâlimlere, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen güç ve iktidar sahiplerine, hakka riayet etme-yenlere:
“- Yalanlamakta olduğunuz ateşte yanma ce-zasını tadın” diyeceğiz.
43. Onlara ayan beyan âyetlerimiz okunduğu zaman:
“- Bu sadece sizi, atalarınızın taptıklarından alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Yine:
“- Bu Kur’an da, sadece uydurulmuş bir ya-landır” dediler. Hakkı inkârda ısrar edip küfre saplananlar da, kendilerine hak kitap Kur’an, Islâm, Allah’ın Rasûlüne peygamberlik, pey-gamberin mucizeleri geldiği zaman:
“- Bunlar kesinlikle açık açık büyüleyerek aklı etki altına alan sözler” dediler.
44. Halbuki biz onlara, okuduklarında, içinde Kur’ân’ın ve senin aleyhine deliller bulabilecekleri kitaplar vermedik. Senden önce, onları putlara tapmaya,ilahlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allaha ortak koşmaya davet eden; bunun sorumluluğunu, hesabını ve cezasını hatırlatan bir uyarıcı da göndermedik.
45. Onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Bunlar, öncekilere verdiğimiz servetin, gücün, yaşadıkları hayatın sahip ol-dukları devletin onda birine ulaşamamışlardı. Bunlar da, Rasüllerimi yalanladılar. Beni tanı-mamak nasılmış, onları gözden çıkarmam, ga-zabım nasılmış bir bak!
* 46. Rasûlüm onlara:
“- Ilimde, teknikte, ahlâkî güzellikte çağını-zın örneği, önderi olarak Allah için, ikişer ikişer, birer birer harekete geçip, Islâmî sorumlulukları sırtlanarak yerine getirmenizi; insanlara Islâm esaslarını öğretmenizi, Islâmî eğitimi kurum-sallaştırmanızı, Islâm’da sebatınızı, ailenizin ve
halkınızın meselelerine itina göstermenizi; ih-tiyaçlarını karşılamanızı, sorumluluklarının ge-
reğini yapmalarını istemenizi, Islâm ilkelerinin
uygulanıp uygulanmadığını denetlemenizi, bun-
ları yaparken mutlaka aklınızı ve düşünme ka-biliyetinizi kullanmanızı size öğütlüyorum, so-rumluluklarınızı, sorumsuz davranışlarınızın doğuracağı sonuçları hatırlatarak sizleri uyarı-yorum” de.
Hemşehriniz, arkadaşınız peygamberde cinlere mahkûm olmuşluk, delilik eseri yoktur. O, kesinlikle, şiddetli bir azap gelip çatmadan ev-vel sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatarak si-zi uyaran bir peygamberdir.
47. “- Ben sizden bir ücret, bir mükâfat iste-medim. Istemişsem eğer, o sizin olsun. Benim ücretim, mükâfatım, yalnızca Allah’a aittir. O açık-gizli her şeyi her an denetliyor ve her şeye şâhittir” de.
48. “- Benim Rabbim, gerekçeli hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek, bâtılı ortadan kaldıracak hak kitabı, Kur’ân’ı ortaya koyuyor. Gayb âlemini, sizin bilmediklerinizi, bilemiyeceklerinizi, yalnız o bilir” de.