

CÜZ : 24 - SAYFA : 467 - SÛRE : 39 - ZÜMER : 68 - 74
68. Sûra üfürülmüştür. Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar, yere çarpılmış ve ölmüştür. Ancak, Allah’ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi olan akıllı ve sorumlu varlıklar hayattadır. Sonra sûra bir daha üfürülür. Derhal, herkes ayaktadır, gözleri açık bakıyorlar.
69. Mahşer yeri, Rabbinin nuruyla, adâletle aydınlanır. Kitap, amel defteri ortaya konur. Peygamberler, kutsal kitapları bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderler, doğruları konuşan şâhitler getirilir. Mahlûkat arasında hakkaniyetle, adâletle hüküm icra edilir. Onlara haksızlık da yapılmaz.
70. Herkese, işlediği amelinin karşılığı tam olarak verilir. Allah onların davranışlarını iyi bilir.
* 71. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, suçlarına, küfürdeki derecelerine gö-re cehenneme bölük bölük sevkedilir. Cehenne-me geldiklerinde, kapıları açılır. Cehennemin bekçileri, gelenlere:
“- Size, içinizden Rabbinizin âyetlerini oku-yan ve bugün hesaba çekilip cezalandırılaca-ğınız konusunda sizi uyaran Rasüller gelmedi mi?” derler.
“- Elbette, geldi” derler. Ama hür iradeye, öz-gürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur’ân’a itibar etmedikleri için, ceza ile ilgili, haklı, gerekçeli hükümlerimiz bu arada uygulanmıştır.
72. Onlara:
“- İçinde ebedî kalacağınız cehenneme, kapılarından girin. Büyüklük taslayarak serkeşlik, zorbalık ve diktatörlük yapan iktidar sahiplerinin devamlı ikametgahları ne kötüdür” denilir.
73. Rablerine sığınıp, emrine yapışarak gü-nahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan, takvâya dayalı düzeni benimseyen mü’minler ise, imanda ve itaattaki derecelerine göre cennete bölük bölük sevkedilir. Cennete geldikleri zaman cennetin sekiz kapısı birden açılır. Cennetin bekçileri gelenlere:
“- Selâmün aleyküm! (Allah’ın selâmı, se-lâmeti üzerinize olsun, selâmete erdiniz). Ter-temiz geldiniz. Içinde ebedî yaşayacağınız cennete girin” derler.
74. Onlar da:
“- Bize verdiği söze sadık olan ve bizi, Al-lah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve irade-sinin tecellisi içinde dilediğimiz yerinde ebediy-yen oturacağımız bu cennet yurduna vâris yapan Allah’a hamdolsun. Sorumluluğunu bile-rek amacına uygun, devamlı amel edenlerin mü-kâfatı ne güzelmiş” derler.
75. Ey takvâ sahibi mutlu mü’min! Melekleri, Rablerini hamd ile tesbih ederek, Arş’ın, sınırsız kudret ve iktidar makamının etrafını kuşatmış vaziyettelerken görürsün. Artık, kulları arasında hakkaniyet ve adâletle muhakeme yapılıp hüküm icra edilmiş ve herkes tarafından:
“- Âlemlerin, bütün varlıkların Rabbi Allah’a hamdolsun” denilmiştir.