CÜZ : 24 - SAYFA : 474 - SÛRE : 40 - ĞÂFİR : 50 - 58

50. Bekçiler: “- Size, peygamberleriniz, açık açık delillerle gelmediler mi?” derler. Onlar da: “- Elbette deliller getirdiler” derler. Bekçiler: “- O halde, kendiniz yalvarın” derler. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin yalvarması boşunadır, icabet edilmez. * 51. Biz, Rasüllerimize, elçilerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şâhitlerin, önderlerin, peygamberlerin, âlimlerin, meleklerin açık açık konuşarak şâhitlik edecekleri günde mutlaka yardım ederiz. 52. O gün, inkâr ile, isyan ile baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yo-lunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, hakka riayet etmeyen zâlimlerin özür dilemeleri hiçbir fayda sağlamaz. Onlara lânet edilir. Kötü yurtta, cehennemde kalırlar. 53. Andolsun, biz Mûsâ’ya Allah’ın hidayet rehberi olarak indirdiği hükümleri, şeriatı ver-dik. O kitabı Isrâiloğulları’na miras olarak dev-rettik. 54. Akıl ve vicdan sahiplerine Hidâyet kaynağı, bir yol gösterici, bir öğüt, bir hatırlatma olsun istedik. 55. Sen sabrederek mücadeleye devam et. Allah’ın va’di haktır, doğrudur. Günahından dolayı bağışlanma, koruma kalkanına alınma dile. Rabbini, akşama doğru ve sabahları erken hamd ile tesbih et, namaz kıl, ibadet et 56. Kendilerine gelmiş kesin bir delil, bir ferman, bir yetki olmaksızın, Allah’ın âyetleriyle ilgili tartışanların kalplerinde, asla sahip olama-yacakları ille de bir büyüklük hevesi vardır. Sen Allah’a sığın. Kesinkes o işitir, bilir ve görür. 57. Elbette göklerin ve yerin yaratılması, in-sanların yaratılmasından daha büyük bir olaydır. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyorlar. 58. Önünü göremeyen kâfirle, ilerisini gören mü’min, iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürü-nün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çı-kışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlerle, kötü icraat yapanlar, kötülük edenler, işlerini kötü yapanlar bir olmaz. Ne kadar da az düşünüyorlar.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa