- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

42. ŞÛRÂ SÛRESİ

53 âyettir.
23-26. âyetler Medine'de, diğerleri
Peygamberliğin 3. yılında Mekke’de nazil olmuştur.
Adını 38. âyette geçen kelimeden almaktadır.

**********

SINIRSIZ RAHMETİ VE ENGİN MERHAMETİ İLE
HAYAT VEREN, YAŞATAN, KORUYAN, RAHMETİNE,
MERHAMETİNE, LÜTFUNA, İHSANINA VE HAYIRLARA
MAZHAR EDEN, RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLAH’IN
İZNİ VE YARDIMIYLA, ALLAH’IN ADIYLA...
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -


* 1. Hâ. Mîm. 2. Ayn. Sîn. Kaf. 3. Izzet, kudret ve hikmet sahibi, hükümran olan Allah, hurûf-ı mukattaaları ve sûreleri sana, geçmiş kutsal kitaplardaki benzerlerini, senden önceki peygamberlere vahyettiği gibi, Kur’an’ı sana vahyetmeye devam ediyor. 4. Göklerdeki varlıklar ve imkânlar yerdeki varlıklar ve imkânlar tamamen O’na aittir, O’nun tasarrufundadır. Yüce ve büyük olan O’dur. 5. Neredeyse, O’nun azametinden, ta yukarı-lardan gökler çatlayacak gibi titreşiyor. Melek-ler, hamd ile överek, şükrederek Rablerini tesbih ediyorlar. Yeryüzünde bulunan akıllı ve sorum-lu varlıklar için koruma kalkanına alınma ve ba-ğışlanma diliyorlar. Unutmayın ki, Allah kâinatı devamlı koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir. 6. Allah’ın dışında kulları durumundakilerden, veliler, koruyucular, otoriteler edinenleri, Allah devamlı gözetim, denetim altında tutmak-tadır. Sen Allah’a karşı onların savunucusu de-ğilsin. Allah adına da onlar üzerinde zor kul-lanamazsın. 7. Senin sorumluluk sınırlarını belirlediğimiz gibi, görevlerini de hatırlatarak biz sana bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, açık, edebî, Arapça, okunan bir kitap, Kur’an vah-yettik. Manevî merkez Mekke’yi ve çevresindeki bütün dünyayı, bütün insanları uyarasın, gerçekleşeceği ve hesap sorulacağı konusunda şüphe olmayan toplanma günü, hesap günü ile ilgili insanları ikaz edesin diye vahyettik. Buna rağmen insanların bir kısmı cennette, bir kısmı körüklenen alev püsküren dehşetli cehennem ateşindedir. 8. Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, bü-tün insanları aynı inanç ve düşünceyi paylaşan bir tek millet yapardı. Fakat Allah, irade hürri-yeti ve seçme özgürlüğü tanıdığı, insanları im-tihana tâbi tuttuğu için, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi olan akıllı ve sorumlu varlıkları rahmetine gark ediyor. Zâlimlerin, haksızların ne bir veli-si, dostu, koruyucusu, ne de bir yardım edeni vardır. 9. Yoksa onlar, Allah’ın dışında kulları durumundakilerden, veliler, koruyucular, emirlerine uyacakları otoriteler mi edindiler? Halbuki asıl koruyucu, asıl emirlerine itaat edilecek otorite Allah’tır. Ölüleri de O diriltir. O’nun gücü kudreti her şeye yeter. * 10. Ayrılığa düştüğünüz şer’î-hukuki bir ko-nuda hüküm ve muhakeme Allah’a aittir. Işte bu Allah, benim Rabbimdir. Yalnız O’na dayanıp güvendim. Yalnız O’na yöneliyorum, O’na gönülden bağlanıyorum.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa