

CÜZ : 26 - SAYFA : 518 - SÛRE : 49 - HUCURÂT : 12 - 18
12. Ey iman nimetine kavuşanlar, zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı, yersiz zanna dayalı yapılan davranışlar, bilerek günah işlemek sayılır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Herhangi biriniz, diğerini arka-sından çekiştirmesin, hoşa gitmeyecek bir şey-le gereksiz yere anmasın. Sizden biri ölmüş kar-deşinin etini yemekten hoşlanır mı? Işte bundan iğrenirsiniz. Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. Allah in-sanları tevbeye, itaate sevkeder, tevbeleri kabul eder, engin merhamet sahibidir.
13. Ey insanlar, biz sizi bir erkekle bir kadından, bir asıldan yarattık. Birbirinizle tanışmanız, işle-rinizi tedbirle idâre etmeniz, karşılıklı olarak, Is-lâmî kurallarla örtüşen milletlerarası teamüllere uymanız, yardımlaşmanız, kültür ve medeniyet alışverişinde bulunmanız, birbirinize iyiliği tavsiye etmeniz için, sizi milletler ve kabileler haline getirdik. Allah yanında en değerliniz, en üstününüz takvâ esaslarını - Kur’an esaslarını iyice benimseyerek tavizsiz hayata geçireniniz, en çok günahlardan arınıp azaptan korunanınız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananınız, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanınızdır. Allah her şeyi bilir. Gizli-açık her şeyden haberdar olan Allah sizi bilgilendiriyor.
14. Bedevî Araplar, her kafadan bir ses çıka-rarak:
“- Iman ettik” dediler. Onlara;
“- Iman etmediniz. Fakat boyun eğerek Is-lâm toplumuna girdik, diyebilirsiniz” de. Henüz iman kalplerinize, kafalarınıza yerleşmedi. Eğer Allah’a ve Rasûlüne itaat ederseniz, Kur’ân’ı ve sünneti uygularsanız Allah, amellerinizin se-vaplarından hiçbir şey eksiltmeden sizi mükâ-fatlandırır. Allah kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
15. Mü’minler, kesinlikle Allah’a ve Rasûlüne iman edenler, dahası, Islâm’da şüpheye düşü-recek konular aramayanlar, şüphe içinde boca-lamayanlar, ithamlarda bulunmayanlar, Allah yolunda, Islâm uğrunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. Işte imanlarında samimi olanlar bunlardır.
16. “- Siz dindarlığınızı, dindeki samimiyeti-nizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Allah göklerin ve yerin bilinmeyenlerini, sırlarını bilir. Her şey Allah’ın ilmi, planı, iradesi dahilinde gerçek-leşmektedir” de.
17. Onlar, Islâm’a girdikleri için seni minnet altında bırakıyorlar.
“- Yaşamaya devam ettiğiniz müslümanlığı-nızı benim başıma kakmayın. Asıl sizin, ay-dınlatıcı bilgiler verdiği, imana kavuşturduğu için, sizin Allah’a minnet borcunuz var. Eğer imanınızda samimi iseniz siz borcunuzu ödeyin” de.
18. Allah göklerdeki ve yerdeki görülmeyeni, bilinmeyeni biliyor. Allah işlediğiniz amelleri biliyor, görüyor.