

CÜZ : 27 - SAYFA : 530 - SÛRE : 54 - KAMER : 7 - 27
7. Kâfirler, bakışları, hakkaniyete riayet duyguları gereği, korku ve saygıdan perişan bir halde, savrulan çekirge sürüleri gibi kabirlerden çıkacaklar.
8. Davet edene, İsrafil’e doğru kabirlerden boyunlarını uzatarak, fırlayarak çıkacaklar. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler:
“- Bu zor bir gündür.” diyecekler.
9. Onlardan önce Nuh kavmi de Nûh’u yalanladı. Bizi ilâh tanıyan, candan müslüman olarak bize bağlanan, saygılı kulumuzu yalanlamakta ısrar ettiler.
“- Cinlere mahkûm olmuş biridir, delidir” dediler. Nûh’a bağırıp çağırıldı, tebliği engellendi, eza ve cefa edilerek kovuldu.
10. Bunun üzerine Nuh Rabbine:
“- Ben yenik düştüm, bana yardım et, bana yaptıklarından dolayı onları cezalandır” diye dua etti.
11. Biz de, derhal, göğün kapılarını açtık. Ka-pılardan nehir gibi sular aktı.
12. Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. Her iki su, takdir edilmiş bir planın icrası için birleşmişti.
13. Nûh’u da, geniş plakalardan inşa edilen, halatlarla bağlanan, demir ve tahta çivilerle perçinlenen, gemilerde taşıdık.
14. İnkâr edilen, nankörlük edilen Nûh’a bir mükâ-fat olmak üzere, gemiler gözlerimizin önünde, himayemizde akıp gidiyordu.
15. Bu gemileri bir ibret, bir kalıntı olarak bıraktık. Düşünen ibret alan var mı hiç?
16. Benim azâbım, sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılarım nasılmış gördüler.
17. Andolsun, biz Kur’ân’ı okunarak ibadet edilsin, öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Düşünen, öğüt alan, okuyarak ibadet eden var mı hiç?
18. Âd kavmi de, peygamberlerini yalanladı. Sonunda benim azâbım, sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılarım nasılmış gördüler.
19. Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde, dondurucu bir rüzgârı görevlendirerek estirdik.
20. İnsanların kafalarını koparan bir rüzgar estirdik. İnsanlar sanki kökünden sökülmüş hurma gövdeleri gibi yere serilmişti.
21. Benim azâbım, sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılarım nasılmış, gördüler.
22. Andolsun biz Kur’ân’ı okunarak ibadet edilsin, öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Düşünen, öğüt alan, okuyarak ibadet eden var mı hiç?
* 23. Semûd kavmi de sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcıları yalanladı.
24. “- İçimizden, gücünden korkulmayan zavallı bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir yanılgıya düşmüş, ahmaklık ve delilik etmiş oluruz” dediler.
25. “- Vahiy, aramızdan ona, Sâlih’e mi indirildi? O küstah bir yalancıdır” dediler.
26. Yarın, kabirde ve mahşerde kimin küstah, yalancı olduğunu öğrenecekler.
27. “- Onları imtihan etmek, güç durumda bırakmak için dişi deveyi gönderen biziz. Sen, onların âkı-betlerinin nereye varacağını gözle ve onların eza ve cefalarına karşı da, cânü gönülden sabrederek mücadeleye devam et, metanetli ol” dedik.