CÜZ : 27 - SAYFA : 536 - SÛRE : 56 - VÂKIA : 17 - 50

17. Huzurlarında, ebedî yurdun ebedî genç hiz-metkârları dolaşır. 18. Maîn çeşmesinden, meşrubat pınarlarından, ırmaklarından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle dolaşırlar. 19. İçtikçe lezzetleri eksilmez, toplumları perişan edilmez, başları ağrımaz, sarhoş olmazlar, akıllarına zarar gelmez, içtikleri de tükenmez. 20. Hizmetkârlar, cennet ehlinin beğendikleri meyvalarla dolaşırlar. 21. Onların canlarının çektiği kuş etleriyle dolaşırlar. 22. İri, güzel gözlü hûriler vardır. 23. Gün yüzü görmemiş saklı inciler misalidirler. 24. Bunlar cennet ehlinin işledikleri devamlı, bilinçli amellerin mükâfatıdır. 25. Orada, bâtıl, yalan, taahhüde sadakatsizlik, boş, manasız, çirkin söz ve birbirlerine günah işletecek davet işitmezler. 26. Söylenen yalnızca: “- Selâm size, selâmette olun, selâmete erdiniz.” “- Selâm size, selâmette olun selâmete erdiniz”dir. 27. Sağduyulu hareket ederek Allah’ın kitabına iman edip hayata geçirenler, birbirlerine, sabrederek mücadeleyi, merhametli davranmayı tavsiye edenler, güçlü hale gelenler, hayırlı sonuca kavuşanlar! Ne mutlu, sağduyulu hareket edip hayırlı sonuca kavuşanlara! 28. Dikenleri kesilmiş sidre ağaçları- dalbastı kirazlar arasındadırlar. 29. Akasyalar, muz bahçeleri içindedirler. 30. Uzun, koyu gölgelerdedirler. 31. Çağlayan suların kenarındadırlar. 32. Bol meyvalar arasındadırlar. 33. Kesmeye ihtiyaç olmayan, tükenmeyen, alınmasına engel olunmayan meyvalar arasındadırlar. 34. Hasletleri yükseltilmiş, ahlâklı, asâletli, eşsiz güzellikte, albenisine söz söylenmeyen eşlerinin arasındadırlar. 35. Gerçekte biz kadınları yepyeni bir yaratılışta, bambaşka bir güzellikte yarattık. 36. Hepsini bâkire kızlar haline getirdik. 37. Güzel, cilveli, nazlı, edalı, cıvıl cıvıl edebî konu-şan, yaşları aynı, eşlerini çılgınca seven kadınlar haline getirdik. 38. Bütün bunlar, sağduyulu hareket ederek Al-lah’ın kitabına iman edip hayata geçirenler, hayırlı sonuca kavuşanlar içindir. * 39. Önceki ümmetlerin bazılarından çok. 40. Sonraki ümmetlerin bazılarından çok. 41. Sağduyularına kulak vermeyerek, Allah’ın kitabını inkâr edip, burunlarının doğrusuna gidenler, zaafa uğrayanlar, kötü sonuçla karşılaşanlar! Ne bedbahttır hak yoldan uzaklaşarak kötü sonuçla karşılaşanlar! 42. İçlerine işleyen ateş ve kaynar su içindedirler. 43. Yüksek hararetli kapkara dumandan bir gölgededirler. 44. Gölge ne serindir, ne faydalı. 45. Onlar, bundan önce, varlık içinde, sefahata dalmışlardı. 46. Büyük günahlar işlemekte ısrar ediyorlardı. 47. Devamlı: “- Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı, biz mi, yeniden diriltileceğiz?” diyorlardı. 48. “- Önceki atalarımız da mı diriltilecek?” 49. “- Önceki nesiller de, sonraki nesiller de elbette diriltilecek” de. 50. “- Belli bir günün belli vaktine mutlaka toplanıp getirilecekler.”

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa