

CÜZ : 29 - SAYFA : 565 - SÛRE : 67 - MÜLK : 27 - 30 / SÛRE : 68 - KALEM : 1 - 15
27. Azâbı yakından gördükleri zaman, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin yüzleri fenalaşacak. Kendilerine:
“- İşte, inkârlarınız ve alaylarınızla isteyip durduğunuz azap budur” denecek.
28. “- Hiç düşündünüz mü? Beni ve benimle beraber olan mü’minleri Allah başarısız kılıp ortadan da kaldırabilir, bize merhamet edip koruyarak başarılı da kılabilir. Peki, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri can yakıp inleten müthiş azaptan kurtaracak olan kim?” de.
29. “- Onları da kurtaracak olan, rahmet sahibi, Rahman olan Allah’tır. O’na iman ettik. O’na dayanıp güvendik, işlerimizi O’na havale ettik. Kimin tamamen başına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içinde olduğunu, yakında öğreneceksiniz” de.
30. “- Hiç düşündünüz mü? Suyunuz âniden çekilse, Allah’tan başka kim size temiz kaynaklardan yeni akarsular temin edebilir?” de.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
68. KALEM SÛRESİ
52 âyettir.
Peygamberliğin 1-2. yıllarında Mekke’de nazil olmuştur.
Nûn sûresi diye de anılır.
**********
SINIRSIZ RAHMETİ VE ENGİN MERHAMETİ İLE
HAYAT VEREN, YAŞATAN, KORUYAN, RAHMETİNE,
MERHAMETİNE, LÜTFUNA, İHSANINA VE HAYIRLARA
MAZHAR EDEN, RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLAH’IN
İZNİ VE YARDIMIYLA, ALLAH’IN ADIYLA...
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
* 1. Nûn. Kaleme, akıllı ve sorumlu varlıkların yazmaya devam ettikleri kitaplara, sicillere andolsun!
2. Rabbinin vahyi, sana ihsan ettiği peygamberlik nimeti sayesinde senin kimliğin sıradan biri gibi gizli-meçhul kalmayacak; sen deli de, cinlere mahkûm olmuş biri de değilsin.
3. Sana, sadece sana, elbette bitmez tükenmez mükâ-fatlar vardır.
4. Sen, kesinlikle yüce, büyük bir dini, ülülazm peygamberlerin sünnetini, faziletli, saygıdeğer bir ahlâkı, insan tabiatına uygun üstün bir hayat tarzını, insanı kemale erdiren bir nizamı tebliğ ile, yaşamayla, öğretmeyle, benimsetmeyle, savunmayla sorumlusun.
5. Bunu, sen insanlığa anlatarak, öğreterek göstereceksin, inanmayanlar da görecekler, anlayacaklar.
6. O akılsızlık, o delilik hanginizde imiş, onu da görecekler.
7. Rabbin, işte O, başına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşanı, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih edeni iyi bilir, hidayet rehberiyle gösterilen, öğretilen hak yola, İslâm’a girmeye istekli olanları, İslâm’da sebat edenleri de iyi bilir.
8. O halde, senin peygamberliğini ve Kur’ân’ı yalanlayanlara boyun eğme.
9. Senin göstermelik, hoşgörülü, gayri ciddi davranmanı; kendilerinin de hileli, tuzaklı göstermelik davranışlarını devam ettirmelerini temenni ederler.
10. Durmadan olur olmaz yeminler eden düşünme ve temyiz kabiliyetleri kıt aşağılıklara boyun eğme.
11. Devamlı kusur arayan, laf götürüp getirenlere boyun eğme.
12. Hayra, hayırlı işlere, Kur’ân öğrenimine, öğretimine, Kur’ân hükümlerine, Kur’an ilkeleriyle yaşamaya, müslümanlara, İslâmî faaliyetlere engel olanlara, saldırganlara, bilerek günah işlemekte ısrar edenlere, zarar verenlere boyun eğme.
13. Saygısız zorbalara, sonra da, soysuz, zina mahsulü, damgalı dalkavuklara boyun eğme.
14. “- Demek güvendikleri malları, oğulları, güçleri, iktidarları varmış!”
15. Kendilerine âyetlerimiz, Kur’ân’ımız okunduğu zaman:
“- Öncekilerin masalları” derler.