

CÜZ : 3 - SAYFA : 57 - SÛRE : 3 - ÂL-i İMRÂN : 46 - 52
46. O beşikte iken de, insanlarla
olgunluk çağındaki peygamber vasfıyla,
sâlih kimselerden biri olarak konuşacak.
47. Meryem:
“- Rabbim, Bana bir insan eli
değmediği halde nasıl benim oğlum olur?” demişti.
Melek de:
“- Senin Îsâ’ya hamile kalman
Allahın emridir. Allah, kanunlarına uygunluk içinde,
yaratmaya devam eder. İlâhî bir planı icraya
karar verdiği zaman da, ona sadece ‘ol’ buyurur.
O da sünnetullaha uygunluk içinde
süratle oluş sürecine girer” dedi.
48. Allah ona okuma-yazmayı, kutsal kitaplara vukufu,
ilmi, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini,
hekimliği, yazılı ve şifahi bilgileri,
sünneti içeren Tevrat’ı, İncil’i öğretecek.
49. Allah onu İsrailoğulları’na bir rasül olarak gönderecek.
O:
“- Şüphesiz, ben size hak bir dinin peygamberi
olduğuma dair Rabbinizden, âyetler, mûcizeler getirdim.
Size, çamurdan emsalsiz güzellikte
bir kuş planlayıp şekillendirebilir, içine üflerim.
Allah’ın bilgisi planı dahilinde Allah’ın iradesiyle
o kuş olur. Anadan doğma körü, alaca hastalığına
yakalananı iyileştirebilirim.
Allah’ın bilgisi planı dahilinde Allah’ın iradesiyle
ölüleri diriltebilirim.
Yiyecek, içecek olarak kullandığınız, evlerinizde
depolamaya devam ettiğiniz şeyleri, gıdaları
size haber verebilirim.
Eğer gerçekten mü’minseniz, bunda sizin için
kesinkes ibretler, uyarılar vardır” dedi.
50. “- Önümdeki kitapta Tevrat’a ait olanları
doğrulayıcı, tasdik edici olarak, size
haram kılınan bazı şeyleri helâl ve
meşrû kılmak için geldim. Rabbiniz tarafından,
sizi Allah’a kulluğa götüren âyetler,
mûcizeler getirdim.
Allah’a sığının, emirlerine yapışın,
günahlardan arınıp, azaptan korunun
ve bana itaat edin” dedi.
51. “- Allah benim Rabbim, sizin de Rabbinizdir.
O’nu ilâh tanıyın, candan müslüman olarak
O’na teslim olun, saygıyla O’na kulluk ve ibadet edin,
O’nun şeriatına bağlanın, O’na boyun eğin.
İşte bu dosdoğru, muhkem, mûtedil, güvenli yoldur,
İslâmî hayattır.”
52. Îsâ onlardan bazılarının kulluk sözleşmesindeki
ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk
ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek
örtbas edip inkârda ısrar edeceğini sezince:
“- Allah’a götüren yolda bana yardım edenler
kimler?” dedi. Temiz giyimli, iyi niyetli
istikamet sahibi olanlar, havâriler:
“- Allah yolunda sana yardım edenler bizleriz.
Allah’a iman ettik. İslâm’ı yaşayan müslümanlar
olduğumuza İslâm dininde sebat edeceğimize
sen şâhit ol” dediler.