CÜZ : 3 - SAYFA : 62 - SÛRE : 3 - ÂL-i İMRÂN : 84 - 91

84. Sen: “- Allah’a iman ettik.
Bize indirilene Kur’an’a iman ettik.
İbrâhim’e, İsmâil’e, İshak’a, Yâkub’a
ve torunlarına indirilenlere iman ettik.
Rableri tarafından Mûsâ’nın ve Îsâ’nın
ve bütün peygamberlerin uygulamakla
sorumlu tutulduğu emir ve hükümlere,
verilen mûcizelere iman ettik. Onlardan
hiçbirinin arasında hiçbir ayırım yapmıyoruz.
Biz sadece Allah’a boyun eğen
İslâm’ı yaşayan müslümanlarız” de.

85. Kim İslâm’dan başka yaşayacağı bir din,
bir düzen, bir medeniyet ararsa, bilsin ki,
Allah huzurunda kendisinden böyle bir din,
böyle bir düzen asla kabul görmeyecek, âhirette,
ebedî yurtta da zarara uğrayanlardan olacaktır.

86. Kitaplarında vasıfları belirtilen peygambere
iman ettikleri halde, Muhammed’in Allah tarafından
gönderilen hak peygamber olduğu bilgilerinin
doğruluğunu göre göre, kendilerine apaçık âyetler
deliller geldikten sonra, inkâr bataklığına giren
kavimlere, yahudilere ve hıristiyanlara
Allah nasıl hidayeti, doğru yolu nasip eder?

Allah küfrü imana tercih eden, Allah yoluna,
Allah yolundaki faaliyetlere engel olan
zâlim bir kavmi, bir toplumu,
doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak.

87. İşte onların cezaları! Allah’ın, meleklerin,
bütün insanların lâneti onların üzerinedir.

88. O lânet içinde, cehennemde ebedî kalırlar.
Onların cezası hafifletilmez, özür dilemelerine,
tevbe etmelerine fırsat verilmez,
merhamet nazarıyla bakılmaz, onlara göz açtırılmaz.

89. Ancak taahhüdünü bozduktan,
küfrü imana tercih ettikten sonra tevbe edip
İslâmî hakikatleri ortaya koyarak, samimiyetle
Allah’a itaate yönelenler, yaymaya devam ettikleri
yanlış bilgileri düzeltenler müstesna.

Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.

90. Kitaplarında vasıfları belirtilen peygambere
iman ettikleri halde, Muhammed peygamber olarak
görevlendirilince inkâra, küfre sapanların;
sonra İslâm’ın ilerlemesinin, müslümanların
gelişmesinin önünü kesme plânları yaparak
savaş açan, küfürde ileri giden yahudilerin
ve hristiyanların, küfür bataklığında kaldıkları
müddetçe, tevbeleri asla kabul edilmeyecektir.

Onlar, işte onlar, başlarına buyruk hareket ederek,
dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih edenlerin ta kendileridir.

91. Gerçekten kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile,
kâfir olarak yahut mürted olarak ölenler var ya,
onların hiçbirinden, fidye olarak dünya dolusu
altın verecek olsalar dahi, asla kabul edilmeyecek,
kendilerini kurtaramayacaklardır.

Onlar için can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.
Hiç yardım edenleri de olmayacaktır.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa