

CÜZ : 30 - SAYFA : 596 - SÛRE : 90 - BELED : 8 - 20 / SÛRE : 91 - ŞEMS : 1 - 15
8. Biz ona iki göz vermedik mi?
9. Bir dil ve iki dudak vermedik mi?
10. Ona iki yol gösterdik,
iyilik ve kötülük, mükâfat ve sorumluluklarla
ilgili aydınlatıcı bilgiler verdik.
11. Fakat o, hayır işleyerek,
kötülükleri terkederek zor şeylere göğüs geremedi,
sarp yokuşta, zorlu yolda yürüyemedi.
12. Sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren
belgeler neler? Sarp yokuş ne zor, ne güzel bir şey!
13. Kölelikten kurtulma sözleşmesi yapanların
borçlarını ödemesine yardım etmek; borçlarından
dolayı mahkum olanları mahkûmiyetten kurtarmak;
Kelime-i Tevhidi benimseyerek, sâlih amel
işleyerek cehennem azabından kurtulmaktır.
14. Kıtlığın yaygın olduğu bir günde,
bir dönemde kendisi açken başkasını doyurmaktır.
15. Akraba yetimleri, dulları, kimsesizleri doyurmaktır.
16. Veya aç, açık, toprağa bulanmış
çevresi, çaresi olmayan yoksulları doyurmaktır.
17. Dahası, bunlardan önce, samimiyetle
iman etmiş olanlardan; birbirlerine sabrı,
sabrederek mücadeleye devamı tavsiye
edenlerden; birbirlerine merhametli davranmayı
tavsiye eder hale gelenlerden olmaktır.
18. İşte bunlar sağduyulu hareket ederek,
Allah’ın kitabına iman edip hayata geçirenler,
güçlü hale gelenler, hayırlı sonuca kavuşanlardır.
19. Âyetlerimizi, kudretimizi, birliğimizi
gösteren delilleri inkârda ısrar edenler,
kâfirler, işte onlar da hak yoldan uzaklaşarak,
burnunun doğrusuna gidip zaafa uğrayanlar,
kötü sonuçla karşılaşanlardır.
20. Bunlar da ateşler, alevler içindeki
hisar zindana konup, kapıları kapatılacaktır.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
91. ŞEMS SÛRESİ
15 âyettir.
Peygamberliğin 5-6. yıllarında Mekke’de nâzil olmuştur.
**********
SINIRSIZ RAHMETİ VE ENGİN MERHAMETİ İLE
HAYAT VEREN, YAŞATAN, KORUYAN, RAHMETİNE,
MERHAMETİNE, LÜTFUNA, İHSANINA VE HAYIRLARA
MAZHAR EDEN, RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLAH’IN
İZNİ VE YARDIMIYLA, ALLAH’IN ADIYLA...
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
* 1. Andolsun, güneşe
ve kuşluk vaktindeki parıltısına.
2. Andolsun, yansıdığı kadarıyla ışığını aksettirdiği,
yerini tuttuğu güneşi izlediği zaman aya!
3. Andolsun, güneşi açtığı zaman gündüze,
4. Andolsun güneşi bürüdüğü zaman geceye.
5. Andolsun gökyüzüne ve Allah’ın göğü kurarken
koyduğu kanunlara ve kullandığı tekniğe!
6. Andolsun yeryüzüne ve Allah’ın yeryüzünü
düzenlediği ölçüye, plana, hesaba!
7. Andolsun nefse ve onu yaratılış amacına uygun,
dengeli muhkem hale getirerek
verdiği özelliklere, kabiliyetlere!
8. Andolsun nefsi, insanı, günah işleme,
mantıklı düşünme ve dinin dışına çıkma zaaflarıyla,
vicdan azabıyla; takva esaslarını - Kur’an
esaslarını benimseme ve hayata geçirme,
Allah’a sığınma, emirlerine yapışma,
günahlardan arınma, azaptan korunma, kulluk
ve sorumluluk şuuruyla özgürce şahsiyetini
geliştirme, dinî ve sosyal görevlerinin
bilincinde olma kabiliyetiyle donatana!
9. Elbette nefsini temizleyip arındıran
kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa ermiştir.
10. Nefsini korumayıp, günahlarla alçaltarak
kirleten, fesada uğratan hilekâr kimseler
zarar edip hüsrana uğradı.
11. Semûd, azgınlığından,
taşkınlığından dolayı hakkı yalanladı.
12. En azgınları, çete reisi ortaya atılıp
çıktığı zaman Sâlih, “Dokunmayın” dedi.
13. Allah’ın Rasûlü Sâlih onlara:
“- Bu, Allah’ın dişi devesine ve onun
su içme günündeki hakkına dokunmayın” dedi.
14. Sâlih’i yalanladılar ve dişi deveyi kılıçla
bacaklarından biçerek öldürdüler.
Rableri de günahları sebebiyle onlara
ağır bir ceza uyguladı. Orayı yerle bir etti.
15. Azılı şakî, yaptığının bir bedeli
olacağından korkmuyor; Sâlih de bunun
ümmetine, mü’minlere bir zararı dokunacağı
endişesini taşımıyordu.