

CÜZ : 4 - SAYFA : 67 - SÛRE : 3 - ÂL-i İMRÂN : 122 - 132
122. O zaman, Uhud’da içinizden iki grup
(Hazrec’den Selemeoğulları’yla Evs’ten Hâriseoğulları) da,
bozguna uğramak üzere idi. Halbuki velileri, koruyucuları,
emrinde oldukları otorite Allah’tı. Mü’minler sadece
ve sadece Allah’a dayanıp güvensinler.
123. Andolsun, sizler güçsüzken, Allah size
Bedir’de yardım etti. Öyleyse Allah’a sığının,
emirlerine yapışın, günahlardan arınıp,
azaptan korunun ki, şükretmiş olasınız.
124. O zaman sen:
“- İndirilen üç bin melekle,
Rabbinizin size yardım etmesi, sizin için
yeterli değil midir?” demiştin.
125. Evet, siz sabrederek mücadeleye devam eder,
kararlılık gösterir, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışır,
günahlardan arınıp, azaptan korunursanız,
kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve
özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranır,
dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olursanız,
onlar şu anda ansızın üzerinize gelseler bile,
Rabbiniz, her türlü savaş taktiğini
ve savaş oyunlarını kullanabilen, süvari birlikleri halinde,
peş peşe inen beş bin melekle size yardım eder.
126. Allah meleklerle yardım va’dini, kesinlikle size
bir zafer müjdesi olsun, kalpleriniz bununla huzura kavuşsun,
akıllarınız yatsın diye yaptı. Zafer yalnız kudretli,
hikmet sahibi ve hükümran olan Allah katındandır.
127. Allah bu yardımı, kulluk sözleşmesindeki
ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve
sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip
inkârda ısrar edenlerin liderlerinin, askerî
erkânının kökünü kazısın veya onları perişan etsin de,
ümitsiz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.
128. Onlara yapılacak muameleden dolayı
seni ilgilendiren bir konu yok.
Allah ya onların tevbelerini, günah işlemekten
vazgeçerek kendisine itaate yönelişlerini kabul eder,
yahut onlara azap eder. Çünkü onlar zâlimdirler.
129. Göklerdeki varlıklar ve imkânlar, yerdeki varlıklar
ve imkânlar Allah’ındır ve Allah’ın tasarrufundadır.
Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak,
iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu
kimseleri koruma kalkanına alır, bağışlar, sünnetine,
düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin
tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu
kimselere ceza da verir.
Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
* 130. Ey iman nimetine kavuşanlar, eklenerek katlanan
fâiz geliri, bileşik fâiz geliri yemeyin.
Allah’a sığının, emirlerine yapışın,
günahlardan arınıp, azaptan korunun ki, kurtuluşa,
ebedî nimetlerle mutluluğa eresiniz.
131. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden
kâfirler için hazırlanan ateşten, Allah’a sığınıp,
emirlerine yapışarak, günahlardan arınarak korunun.
132. Allah’a ve ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara,
dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur
tek yetkili Rasûlune itaat edin.
Onun faizle ilgili
tebliğine, teşriine, yasaklarına riayet edin,
Kur’ân’ı ve sünneti uygulayın ki,
Allah’ın merhametine mazhar olasınız.