CÜZ : 2 - SAYFA : 30 - SÛRE : 2 - BAKARA : 187 - 190

* 149. Ey iman nimetine kavuşanlar,
siz eğer kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda
ısrar edenlerin, kâfirlerin göstermelik
hoşgörü taleplerini, şeriatınıza aykırı isteklerini
kabul eder, onlara boyun eğerseniz, sizi gerisin
geriye, İslâm dışı hayatınıza döndürürler de,
hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.

150. Aksine, sizin mevlânız, emrinde olduğunuz
otorite, koruyucunuz Allah’tır.
O yardım edenlerin en hayırlısıdır.

151. Allah’ın haklarında hiçbir ferman,
hiçbir yetki indirmediklerini, ilâhlığında,
otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında
ona ortak koşmaları, âhiret hayatını,
hesap ve mükâfatı inkâr etmeleri sebebiyle
kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda
ısrar edenlerin, kâfirlerin kalplerine,
akıllarına korku yerleştireceğiz.

Onların mekânları ateştir.
İnkârda, isyanda ısrar eden, Allah’ın kullarını,
Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri
engelleyen zâlimlerin devamlı ikametgâhları ne kötüdür.

152. Siz Allah’ın bilgisi, planı dahilinde
Allah’ın iradesiyle düşmanlarınızın
kökünü kazırken, Allah size olan vaadini
yerine getirmiştir.

Nihayet öyle bir an geldi ki, Allah
arzuladığınızı, galibiyeti size gösterdikten sonra,
zaafa düştünüz, peygamberin yaptığı harp planı
konusunda tartışmaya kalktınız ve sizi yerleştirdiği
savunma mevzilerini terkederek âsi oldunuz.

İçinizden dünyayı isteyeniniz de vardı,
âhireti isteyeniniz de vardı.

Bir de, Allah sizi denemek için onları
mağlup etmekten alıkoydu. Ve andolsun,
buna rağmen sorgusuz sualsiz sizin
kusurlarınızı bağışladı.

Allah mü’minlere çok lütufkârdır.

153. O zaman gerideki birlik içinde,
muharebe meydanını terketmeyen Allah’ın rasûlü,
arkanızdan sizi düşmanla savaşa çağırdığı halde,
siz korkudan kaçarak vadinin yamaçlarına
tırmanıyor, savaş alanından uzaklaşıyor, kimseyle
ilgilenmiyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz.

Allah size keder üstüne keder verdi ki,
ne elinizden giden zafer ve ganimete,
ne de başınıza gelen hezimete,
kayıplarınıza üzülmeyesiniz. Allah işlediğiniz
gizli-açık bütün amellerden haberdardır.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa