CÜZ : 5 - SAYFA : 87 - SÛRE : 4 - NİSÂ : 45 - 51

45. Allah düşmanlarınızı çok iyi bilir.
Size bir velî, bir koruyucu, emrinde olduğunuz
bir otorite olarak Allah yeter.
Size bir yardım eden olarak da Allah yeter.

46. Yahudiliğin takipçilerinden bir kısmı,
Allah'ın kitabındaki kelimeleri, ifadeleri,
aslî mânalarından uzaklaştırarak tahrif ediyorlar,
değiştiriyorlar, maksadının dışında tefsir ediyorlar,
gayesine aykırı te'viller yapıyorlar.

“- Sözünü, tebliğini duyduk.
Seni, emirlerini, kitabını, sünnetini,
devletini tanımıyor, âsi davranıyoruz.
Sözlerimiz kabule şâyan görülmese bile
bizi de dinle” diyorlar.

“- Dinî, siyasî ve idarî otoriteni,
bizim de taleplerimizi dikkate alarak,
menfaatlerimizi gözetip kollayarak kullan” derken,
konuşma tarzlarıyla peygambere hakaret içeren
ifadeleri de çağrıştırıyorlar.
Alay yollu, peygamberliğe ve dine saldırıyorlar.

Keşke onlar:
“- Sözünü, tebliğini dinledik, kabul ettik.
Kur’ân’a, sünnetine ve devletine itaat ediyoruz.
Bizi de dinle, Kur’an, sünnet ve ilmî esaslarla,
örfün kuralları ve aklın verileriyle çalışan,
sesimize kulak veren, yardım, destek ve imkân
sağlayan, bize neler kazandırılabileceğinin
hesabını yapabilen, ihtilâfları halleden,
meseleleri zamana yayarak çözen, danışarak
tedbir ile bizi yöneten hükümet ve meclis kur,
bakanlar ve hâkimler tayin et” deselerdi,
kendileri için daha hayırlı, daha doğru
ve sağlıklı, ayakta kalmala-rını sağlayan
daha mükemmel bir düzen tesis edilmiş olurdu.

Fakat bile bile seni ve tebliğini inkârları,
küfürleri sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir.

Azıcık bir kesimi pek az şeye iman edecekler.

47. Ey kendilerine verilen kutsal kitapların
hükmünce sorumlu tutulanlar!
Biz, bir takım yüzleri silip, arkalarına çevirmeden,
yahut onları, cumartesi yasağını çiğneyenleri,
yahudileri lânetlediğimiz gibi lânetlemeden önce,
elinizdeki mevcut doğru bilgileri tasdik etmek üzere
indirdiğimize, Kur’ân'a iman edin.

Allah'ın planı mutlaka gerçekleşecektir.

48. Allah, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde,
tasarruflarında kendisine ortak koşulmasını,
Allah’a imanın gerektirdiği esasların
inkâr edilmesini asla bağışlamayacaktır.

Bunun dışındaki, bunun altındaki büyük-küçük
günahları, sünnetine, düzeninin yasalarına
uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi,
akıllı ve sorumlu kimseler için bağışlar,
ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde,
tasarruflarında Allah'a ortak koşan,
Allah'a iftira ederek bile bile büyük günah işlemiş olur.

49. Kendilerini, vicdanlarını temize çıkaranları
görmüyor musun?

Bilâkis, Allah sünnetine, düzeninin yasalarına
uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi,
akıllı ve sorumlu kimseleri temize çıkarır,
vicdanlarını arındırır.

Kimseye de kıl kadar haksızlık edilmez, zulmedilmez.

50. İbret nazarıyla bak, nasıl da,
Allah adına yalan uyduruyorlar. Bile bile
işlenmiş âşikâr bir günah olarak bu onlara yeter.

* 51. Bu mükemmel kutsal kitaptaki
bir kısım emir ve hükümleri uygulamakla sorumlu
tutulan Ehlikitap âlimlerini görmüyor musun?

Putlaştırılmış, hiçbir hayrı olmayan heykellere;
putlaştırılmış zalim, azgın diktatörlere,
idarelere, şeytanî güçlere, tâğûta inanıyorlar.

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler,
kâfirler için: “- Bunlar, iman edenlerden,
mü'minlerden daha doğru yoldadırlar” diyorlar.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa