

CÜZ : 5 - SAYFA : 91 - SÛRE : 4 - NİSÂ : 75 - 79
75. Nerde kaldı müslümanlığınız,
niçin Allah'ın emrinden uzak duruyor:
“- Ey Rabbimiz, bizleri, idarecileri baskı,
zulüm ve işkence yapan bu memleketten çıkar,
özgürlüğümüze kavuştur, bize tarafından idareciler,
sahipler, koruyucular gönder, bize katından
yardım edenler yolla” diye yalvarıp duran,
temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış,
baskıcı, zâlim idareler altında ezilen
çaresiz erkeklerin, kadınların ve çocukların
kurtarılması uğrunda, Allah yolunda,
İslâm uğrunda ordular yola çıkarmıyor, savaşmıyorsunuz?
76. İman edenler, Allah yolunda,
İslâm uğrunda savaşırlar. Kulluk sözleşmesindeki
ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk
ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek
örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler ise
putlaştırılmış, zâlim, azgın diktatörlerin,
idarelerin, şeytanî güçlerin, tâğutun uğrunda
savaşırlar. O halde siz, şeytanın, şeytan tıynetli
ahlâksız azgınların, şeytanî güçlerin liderlerine,
koruyucularına, dostlarına karşı savaşın.
Şeytanın, şeytan tıynetli ahlâksız azgınların,
şeytanî güçlerin yaptığı örtülü savaş taktikleri zayıftır.
* 77. Kendilerine:
"- Müşriklerle fiilî çatışmaya girmekten
kaçının, savaşı aklınızdan çıkarın,
namazı erkânına, şartlarına, vaktine
riayet ederek kılın, vicdanınızı, servetinizi,
sosyal bünyenizi arındıran, berekete
vesile olan zekâtı verin" denilen kimseleri
görmüyor musun? Kendilerine savaşmak,
yazılı emir halinde farz kılınınca,
onlardan bir gurup, saygı duyarak
Allah'tan korktukları gibi, yahut
daha fazla saygıyla karışık bir korku ile
içleri titreyerek insanlardan korkuyorlar.
"- Rabbimiz, savaşı bize niçin
yazılı bir emir haline getirdin? Ne olurdu bize
azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın" dediler.
Sen de:
"- Dünya zevki azdır. Âhiret hayatı
ebedî yurt ise, Allah'a sığınıp,
emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp,
azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk
şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine
sahip çıkarak şahsiyetli davranan,
dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan,
takvâ esaslarını benimseyen mü’minler için
daha hayırlıdır. Kıl kadar da,
haksızlığa uğramayacaksınız" de.
78. Nerede olursanız olun, sarp ve muhkem
kalelerde bile olsanız, ölüm gelir, sizi bulur.
Onlara bir iyilik dokunursa:
“- Bu Allah tarafındandır” derler.
Başlarına bir belâ gelirse eğer,
“- Bu senin yüzündendir” derler. Sen:
“- Hepsi Allah tarafındandır” de.
Bu kavim, bu toplum neye güveniyor da,
hiç söz anlamaya yanaşmıyor.
79. Sana lütuf ve ihsan olarak gelen
iyilikler, güzellikler, Allah'ın yarattığı,
kolaylık sağladığı imkânlar sayesindedir.
Başına gelen sıkıntılar ve belâlar ise
kendi tedbirsizliğin ve kusurun sebebiyledir.
Biz seni, bütün insanların haklarının korunması,
iyiliği, kurtuluşu için bir rasül olarak
özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere
görevlendirdik. Bunlara şâhit olarak Allah yeter.