CÜZ : 6 - SAYFA : 120 - SÛRE : 5 - MÂİDE : 65 - 70

65. Keşke ehlikitap iman edip, Allah’a sığınıp,
emirlerine yapışsa, günahlardan arınıp, azaptan,
sağlıklarının bozulmasından, hastalıklardan
korunsa, kulluk ve sorumluluk şuuruyla,
haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak
şahsiyetli davransa, dinî ve sosyal görevlerinin
bilincinde olsa, takvâ esaslarını benimsese,
biz onların kusurlarını siler, bağışlar,
onları nimetleri bol cennetlere koyardık.

66. Onlar, yazılı ve şifahî bilgileri,
sünneti içeren Tevrat’ın ve İncil’in
hükümlerini açıklayarak yerine getirseler,
Rablerinden kendilerine indirilenleri,
Kur’ân’ı gereğince uygulamış olsalardı,
hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki
nimetlerden bol bol yerlerdi.
Onların arasında mûtedil tutkun, yetişmiş,
maksada ulaştıran hak yolu tutan,
ehl-i tevhid olan bir cemaat da var.
Onlardan çoğunun işledikleri ameller ne kadar kötüdür.

* 67. Ey Allah’ın Rasûlü, Rabbinden
sana indirileni, Kur’ân’ı tebliğ et.
Eğer bunu yapmazsan, Allah’ın sana yüklediği
peygamberlik gö-revini ifa etmemiş olursun.
Allah, insanların saldırılarından,
suikastlerinden seni koruyor, korumaya alıyor.
Allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve so-rumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda
ısrar eden kâfir bir kavmi doğru yola
sevketme lütfunda bulunmuyor, başarıya ulaştırmayacak.

68. “- Ey geçmiş kitapları sahiplenenler,
yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren
Tevrat’ın ve İncil’in hükümlerini açıklayarak
yerine getirmedikçe, Rabbinizden size indirilenleri,
Kur’ân’ı gereğince uygulamadıkça, amellerinize,
ibadetlerinize değer kazandıran hak bir dinde,
bir şeriat üzerinde değilsiniz” de.
Rabbinden sana indirilenler, Kur’an
onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır.
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda
ısrar eden kâfir bir kavmin, nankör bir
toplumun iman etmemesine üzülmene gerek yok.

69. Hakka ve tevhide yönelik inançları olanlar,
sözde iman edenler, yahudiliğin takipçileri,
sâbiîler, inançlarını terkedenler ve hristiyanlar,
geçmişlerinin kirlerinden arınarak Allah’a,
Allah’a imanın gerektirdiği esaslara, âhiret gününe
hakkıyla iman edip, gevşekliği bırakarak, hâlis niyet
ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni
hayata geçirirler, iş barışı içinde bilinçli,
planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli
çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlarlar,
yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye,
iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olurlar,
cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işlerlerse,
onlara her iki dünyada da korku yok.
Geride bıraktıkları yakınları, yapamadıkları
şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.

70. Andolsun ki, biz İsrâiloğulları’nın,
kesin sözlerini, taahhütlerini almıştık.
Onlara özgürce sorumluluklarını
yerine getirmek üzere Rasüller göndermiştik.
Ne zaman bir Rasül onlara, nefislerinin
arzu etmediği bir şey getirmişse, Rasüllerden bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa