

CÜZ : 7 - SAYFA : 131 - SÛRE : 6 - EN'ÂM : 19 - 27
19. "- İlâhî kanunların üzerinde câri olduğu hangi ehil varlık, hangi kanun koyucu Allah'ın birliği, benim peygamberliğim ve doğruluğum konusunda daha büyük ve kabul edilmeye daha lâyık bir şâhittir?" de.
"- Benimle sizin aranızdaki konularda en gü-venilir şâhit Allahtır. Bu Kur'an bana vahyolundu. Bununla hem sizi, hem de, sizden sonra, Kur'ân'ın kendisine ulaştığı herkesi uyarıyorum. Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna, siz gerçekten şâhitlik eder misiniz?" de.
"- Ben buna şâhitlik etmem" de.
"- O, kesinlikle bir tek ilâhtır. Ben sizin, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden tamamen uzağım" de.
20. Kendilerine kutsal kitaplar verdiğimiz kimseler, peygamberi, Muhammed’i, öz oğullarını bildikleri gibi, kitaplarında zikredilen özellikleri sebebiyle bilirler, tanırlar. Kendilerini, birbirlerini hüsrana uğratanlar, işte onlar iman etmeyecekler.
* 21. Allah adına yalan uydurandan, iftira eden-den veya Allah’ın âyetlerini, Kur’ân’ını, ilkele-rini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şu bir gerçek ki, zâlimler kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa eremeyecektir.
22. Onların hepsini mahşerde biraraya topla-yacağımız gün, kesinlikle belirtelim ki, Allah’ın, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarrufla-rında kendisine ortak koşanlara,
“- Nerede, boş yere davasını güttüğünüz or-tak saydığınız varlıklar?” diyeceğiz.
23. Sonra onlar inkârlarının ve yalana cüretlerinin sebep olduğu azabı gördüklerinde:
“- Rabbimiz Allah’a yemin ederiz ki, biz ilâh-lığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşan müşriklerden değildik” demekten başka bir mazeret ileri süremeyecekler.
24. İbret nazarıyla düşünerek bak. Nasıl da, kendi aleyhlerine yalanlar söylediler ve tanrı diye uydurdukları şeyler, ortadan nasıl kaybo-lup gitti.
25. Onlardan sana kulak verenler, Kur’ân'ı dinleyenler de var. Fakat Kur'ân’ı anlamalarına engel olmak için kafalarına, kalplerine örtüler koyarız, kulaklarına ağırlık veririz. Onlar, Allah'ın birliğini, kudretini anlatan bütün âyetleri, bütün mûcizeleri görseler bile yine ona inanmayacaklar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar:
"- Bu kesinlikle öncekilerin masalları" derler.
26. Onlar, akıllarını kullanarak insanları, Kur’ân’a, Allah’ın Rasûlüne kulak vermekten, iman etmekten, onların sözcülüğünü, savunu-culuğunu yapmaktan men ederler. Kendileri de ondan uzak dururlar. Böylece, yalnız kendilerini ve birbirlerini mahvediyorlar ama farkında değiller.
27. Onların, ateşin üzerinde durduruldukları zaman:
“- Ne olurdu, dünyaya döndürülseydik, Rabbimizin âyetlerini yalanlamasaydık, Allah’ı ve Rasûlünü tasdik etseydik de mü’minlerden ol-saydık” dediklerini bir görsen.