CÜZ : 7 - SAYFA : 133 - SÛRE : 6 - EN'ÂM : 36 - 44

36. Senin imana davetini ancak, can kulağıyla dinleyenler kabul ederek iman eder. Ölü gibi duygusuz davrananları da, elbette Allah hesaba çekmek için diriltecektir. Sonra onun huzuruna çıkarılacaklar, hesap verecekler. 37. Onlar: “- Ona, doğruluğunu tasdik eden Rabbinden bir mûcize indirilseydi ya” dediler. Sen de: “- Şüphesiz Allah bir âyet, bir mûcize indir-meye kadirdir” de. Fakat onların çoğu mucize geldikten sonra iman etmedikleri zaman başla-rına gelecek felâketi bilemezler. 38. Yeryüzünde yürüyen bütün canlılar ve iki kanadıyla uçan bütün kuşlar kesinlikle sizinle benzer tarafları olan, kâinattaki dengeyi sağlamakla sorumlu, organize birer canlı türüdürler. Biz kitapta bilgi işlem merkezinde, Lev-himahfuz’da kanunlarımızın üzerinde cârî olduğu her şeyle ilgili düzenlemede hiçbir eksik taraf bırakmadık. Sonra onlar Rablerinin huzurunda toplanacaklar. 39. Âyetlerimizi, Kur’ân’ımızı yalanlayanlar, inkâr ve cehalet karanlıkları içinde sağır ve dilsiz kesilenlerdir. Allah sünnetine, düzeninin ya-salarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselerin hak yoldan uzaklaşıp dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine özgürlük tanır. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseyi de doğru muhkem, mûtedil, güvenli yolda yürütür, görevlendirir, İslâmî hayatı yaşatır. 40. Onlara: “- Size dünyada Allah’ın azâbı gelse, yahut kıyametin kopacağı an ile karşı karşıya gelmek durumunda kalsanız, halinizin ne olacağını hiç düşündünüz mü? Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer doğru sözlü iseniz söyleyin ba-kalım” de. 41. Bilâkis Allah’a yalvarırsınız. O da kendinizi içine sürüklediğiniz sıkıntıyı, sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygunsa ortadan kaldırır. Siz de ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında ona ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz. * 42. Andolsun ki, senden önceki milletlere de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberler gönderdik. Biz onları, fakirlik, geçim darlığı, hastalık ve âfetlerle, mallarına ve kendilerine gelen zararlarla sıktık. Düşkünlüklerini anlayıp, isyanlarına tevbe edip, affımıza sığınmaları için uyardık. 43. Hiç olmazsa, baskımız, azâbımız kendile-rine geldiği zaman yalvarsalardı ya! Nerede? Fakat kafaları kalınlaştı, kalpleri katılaştı ve şey-tan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler, işlemeye devam ettikleri amelleri kendilerine süsleyip güzel gösterdi. 44. Kendilerine tebliğ edilenleri, uyarıları unuttuklarında, başlarındaki belâları ve sıkıntıları kaldırıp, onlara her şeyin kapısını açtık. Nihâyet, kendilerine verilen nimetlerle sevinip zevke dalınca da, azabımızla ansızın onları ya-kalayıverdik. Onlar şaşkına dönüp, birdenbire bütün ümitlerini yitirdiler.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa