

CÜZ : 8 - SAYFA : 156 - SÛRE : 7 - A'RÂF : 38 - 43
38. Allah onlara:
“- Sizden önce yaşamış, geçip gitmiş, cehen-nemdeki cin ve insan topluluklarının içinde ye-
rinizi alın” buyurur. Her millet cehenneme gir-diğinde, hak yoldan uzaklaşarak, sapıklığa düş-mesine sebep olan yakınlarına, idarecilerine güç
ve iktidar sahiplerine lânet eder. Nihayet, birbir-lerinin peşinden girip, hepsi cehennemde top-landığında, halk, iktidar sahibi liderleri kastederek:
“- Rabbimiz, işte bunlar, bizi hak yoldan uzaklaştırarak, başımıza buyruk hale getirip, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihimize imkân sağladılar. Onlara cehennem ateşinden kat kat, katmerli bir ceza ver” derler. Allah da:
“- Herkesin azabı katmerlidir. Fakat kime ne kadar ceza verildiğini siz bilemeyeceksiniz” buyurur.
39. Iktidar sahibi liderler, halka:
“- Sizin bize göre farklı bir tarafınız yok. O halde, siz de işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar sebebiyle azâbı tadın” derler.
* 40. Bizim dinî esasları, şer’î hükümleri hâvî âyetlerimizi yalanlayanlara, âyetlerimizdeki şer’î hükümleri gururlarına yediremeyerek be-nimsemeyen zorbalara, diktatörlere, göğün ka-pıları, rahmet ve merhamet kapıları, yağmur ve rızık kapıları açılmayacaktır. Onların cennete girmesi, devenin iğne deliğinden geçmesi kadar imkânsızdır. Biz Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsileri, suçluları işte böyle cezalandırırız.
41. Onlara Cehennem ateşinden yataklar, üst-
lerinde de örtüler, sargılar vardır. Biz baskı, zu-lüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri kısıtlayan, Allah yolunu, Allah yolundaki faali-yetleri engelleyen zâlimleri işte böyle cezalan-dırırız.
42. Iman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, Is-lâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meş-rû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, -ki biz hiç kimseyi gücünün yetme-yeceği hükümlerle mükellef tutmayız- işte on-lar cennet ehlidir. Ve orada ebedî yaşayacaklar.
43. Orada, onların kalplerindeki kini, kötü dü-şünceleri söküp atarız. Cennette, konaklarının altlarından ırmaklar akar. Onlar:
“- Bu nimete kavuşmamız için bize aydınla-tıcı bilgiler veren Allah’a hamdolsun. Allah bi-ze doğru yolu göstermeseydi, kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin Rasülleri, gerekçeli, hikmete dayalı indirilen kitaplarla, toplumda hakça düzeni gerçekleştirmek için gelmişler” derler. Onlara:
“- Işte size cennet: Işlemiş olduğunuz de-vamlı, amaçla örtüşen niyete dayalı, bilinçli, güzel amellere karşılık, içinde ebedî yaşayacağınız cennet size miras olarak verildi” diye seslenilir.