

CÜZ : 9 - SAYFA : 171 - SÛRE : 7 - A'RÂF : 156 - 159
156. “- Bize bu dünyada bir bayrak altında ya-şamayı, sağlıklı olmayı, zenginliği, sâlih ameller işlemeyi, iyilikler yapmayı, âhirette, ebedî yurtta da mükâfatlandırılmayı divan defterine yaz. Biz isyandan vazgeçtik, tevbe ederek sana yöneldik” dedi. Allah:
“- Azâbım var, sünnetimin, düzenimin ya-saları ve irademin tecellisi içinde onu dilediği-me isabet ettiririm. Rahmetim de var, her şeyi kucaklamıştır. Rahmetimi bana sığınanlar, emirlerime yapışanlar, günahlardan arınıp, azaptan, sağlıklarının bozulmasından, hastalıklardan ko-
runanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, hak-larına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananlar, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olanlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenler, özellikle âyetlerimize iman edenler için vâcip kılıp yazacağım” buyurdu.
157. Önlerindeki yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren Tevrat ve İncil’de adının yazılı olduğunu gördükleri Ümmî Rasüle, Mekkeli, aslı nesli belli, öğrenim görmeyen, idraklerin ötesini kavrayabilen bütün insanlığın peygamberine, onun sünnetine tâbi olanlara O, iyiliği, meşrû olanı emreder, Kur’an’ın ve sünnetin hükümlerini, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü, planları, programları, âdaleti uygulayarak, kamu düzenini sağlar. Şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü ilahi ilmin-hikmetin gereği yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin eder; şeriatlarında haram kılınan ve kendilerine haram saydıkları temiz, iyi ve sağlıklı şeyleri onlara helâl kılar; helal saydıkları murdar, pis ve sağlıksız şeyleri de onlara haram kılar; omuzlarındaki ağır sorumlulukları, riayeti güç sınırlamaları, altından kalkılmaz katı hükümleri kaldırır, onları müsamahalı bir düzene kavuşturur. Onları baskılardan kurtarır, hürriyetlerine kavuşturur. İşte o peygambere iman edip, ona saygı gösterenler, saygı duyarak onu destekleyenler, ona yardım edenler, onunla birlikte, indirilen nura, Kur’ân’a tâbi olanlar, işte onlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.
* 158. “- Ey insanlar, ben sizin hepinize, göklerin ve yerin mülkü ve hâkimiyetine sahip olan Allah’ın emirlerini tebliğ ile görevlendirdiği, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzeni-ni kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasû-lüyüm. Hak ilâh yalnızca O’dur. O hayat verir, yaşatır, eceller gelince de ölümü gerçekleştirir. O halde, Allah’a; Allah’ın kelâmına, kitaplarına âyetlerine, mûcizelerine, emirlerine, hükümleri-ne iman eden ümmî Rasûlüne, Mekkeli, aslı nesli belli, öğrenim görmeden vahy ile bilgi sahibi olan, idraklerin ötesini kavrayabilen bütün insanlığın peygamberine iman edin. Ona, onun sünnetine tâbi olun ki, hak yolu tercih etmiş, Islâm’da sebat etmiş olasınız” diye ilan et.
159. Mûsâ’nın kavminden tutkun, teşkilâtlı, yetişmiş, mümtaz yönetici cemaatler ve mües-seseler vardı ki, peygamberlerine gelen vahyi, peygamberlerinin tebliğini esas alarak halkı ir-şad eder, doğru yolu gösterirlerdi. Hakkı göze-terek adâletle, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî düzeni temin ederlerdi.