

CÜZ : 9 - SAYFA : 177 - SÛRE : 7 - A'RÂF : 196 - 206
196. Benim velim, benim koruyucum, benim emrinde olduğum otorite, kitabı, Kur’an’ı bö-lüm bölüm indiren Allah’tır. O, dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi, müslüman, sâlih kulları-nın velâyetini, idaresini, korumasını üzerine al-mıştır.
197. Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden taptıklarınızın, yalvardıklarınızın ise, ne size yardımları dokunabilir, ne de kendilerine, birbirlerine yardım edebilirler.
198. Onları doğru, hak yola, Allah’ın kitap ve peygamberle gösterdiği yola çağırırsanız, teşvik ederseniz, duyma kabiliyetlerini hakkı duymak için kullanmazlar. Onların sana baktıklarını, senin peygamberliğini kavradıklarını düşünüyorsun. Basiretleri olmadığı için senin peygamberliğini, tebliğ ile görevli olduğun dini kavrayamıyorlar.
199. Sen benimsenmesi ve yapılması kolay olanı tercih et. Mallarından gönül rızalarıyla ihtiyaç fazlasını al. Kur’ân’ın ve sünnetin hü-kümlerini, meşru olanı, Islâmî kurallarla örtü-şen örfü, ilmî verileri, mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü planları, programları, adâleti uygulayarak kamu düzenini sağla, iyili-ği emret. Bilgiden, muhakemeden uzak, tutarsız davranışlarda bulunan cahillerin faaliyetlerine karşı tedbir al.
200. Eğer şeytanın vesvesesi seni tahrik ederse hemen Allah’a sığın. O her şeyi işitir, ilmi her şeyi kuşatır.
201. Allah’a sığınanlara, emirlerine yapışanlara, günahlardan arınıp, azaptan korunanlara, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananlara, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan takva sahiplerine şeytan ve şeytanî güçler tarafından bir vesvese verildiğinde, kendilerine gelip Allah’ın emir ve yasaklarını düşünürler. Ânında gerçeği farkederler, doğruyu görürler.
202. Şeytanların dostlarına gelince, şeytanlar onların inançları ve düşüncelerindeki sapmayı artırırlar. Sonra da yakalarını bırakmazlar.
203. Sen onlara bir âyet getirmediğin zaman, vahiy bir müddet kesilince:
“- Birşeyler derleyip toparlasaydın ya!” derler. Sen:
“- Ben ancak Rabbimden bana vahyoluna-na, Kur’ân’a tâbi olurum. Bu Kur’an önünüzü aydınlatan, ufkunuzu açan, güven sağlayan, basiretinizle anlayabileceğiniz âyetleri içeren, Rabbinizden gelen bir kitaptır. Inanacak bir ka-vim için hidayet kaynağı - hidayet rehberi ve rahmettir” de.
204. “- Kur’an okunurken, incelenirken susun, dinleyin, duyduklarınızı uygulayın. Allah’ın rah-metine ve merhametine nâil olursunuz.”
205. “- Içinden, yalvara yakara, korka korka, alçak bir sesle, gündüzün ilk ve son saatlerinde Rabbini zikre, şükre devam et, ibadet et, dinini ve şeriatını anlat. Gafillerden olma.”
206. Rabbinin katında olanlar, büyüklük taslayıp serkeşlik etmezler, O’na kulluk ve iba-det etmekten geri durmazlar. O’nu tesbih ve tenzih ederler. O’na, sadece O’na secde ederek namazlarını kılarlar.