

CÜZ : 1 - SAYFA : 15 - SÛRE : 2 - BAKARA : 89 - 93
89. Allah katından
ellerindeki geçerli bilgileri tasdik eden
kitaplar gelmişken, öteden beri
kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda
ısrar edenlere, kâfirlere, inanmayanlara karşı
görevlendirilecek peygamberin adını kullanarak
üstünlük sağlamaya, insanlardan, tekrar tekrar
geleceği ile ilgili haberleri öğrenmeye,
mevcut kutsal kitaplardaki bilgileri
yeniden değerlendirmeye alarak
geleceğini teyide çalışırlarken,
Allah’tan yardım ve zafer talebinde bulunmaya
devam ederlerken, işte bu sırada bildikleri,
tanıdıkları peygamber Muhammed ve tebliğ ettiği
din ile yüz yüze gelince, Muhammed’i, Kur’ân’ı,
tebliğ ettiği dini, kendi kitaplarını inkâr ettiler.
İşte bundan dolayı Allah’ın lâneti,
kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip
inkârda ısrar edenlere, kâfirleredir.
90. Allah’ın, sünnetine, düzeninin yasalarına
uygun olarak iradesinin tecellisine tâbi,
akıllı ve sorumlu kullarından bazılarına
vahiy indirmesini, peygamberlik ihsan etmesini;
hakka riayet etmedikleri, kural tanımadıkları,
isyan ettikleri için, Allah’ın indirdiğini,
Kur’ân’ı inkâr ederek kendilerini harcamaları,
ne kadar kötü bir şeydir.
İşte bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar.
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip
inkârda ısrar edenler, kâfirler için
alçaltıcı, zillete düşürücü bir ceza vardır.
91. Onlara:
“- Allah’ın indirdiğine,
Kur’ân’a imân edin” denildiği zaman:
“- Biz kendimize indirilene imân ediyoruz” diyorlar.
Kendi kitaplarından sonra aynı kaynaktan
indirileni, en mükemmel son vahyi;
ellerindeki doğru bilgileri tasdik eden,
hakça bir nizam içeren
hak kitap Kur’ân’ı inkâr ediyorlar. Onlara:
“- Peki, imanınızda samimi idiyseniz,
niçin daha önce Allah’ın nebilerini,
peygamberlerini öldürdünüz?” diye sor.
92. Andolsun ki, Mûsâ size apaçık âyetler,
mûcizelerle gelmişti de, onun arkasından tuttunuz
o buzağı heykelini put haline getirdiniz.
Siz işte o zâlimlersiniz.
93. Bir zamanlar sizin kesin sözünüzü,
taahhüdünüzü aldığımızı hatırlayın.
Tûr’u üstünüze kaldırıp;
“- Size verdiğimiz kitaba, sıkı sıkı sarılın,
sorumluluğuna pürdikkat sahip çıkın,
iyice kulak verin” demiştik. Onlar:
“- Sözünü duyduk ve emrine isyân ettik” dediler.
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda
ısrarları sebebiyle kalplerine, akıllarına
buzağı putunu yerleştirdiler. Onlara:
“- Mü’min olmakla alâkanız varsa eğer,
imanınız size ne kötü şey emrediyor,
ne kötü rehberlik ediyor” de.