CÜZ : 1 - SAYFA : 5 - SÛRE : 2 - BAKARA : 17 - 24

17. Münâfıkların hakka davet sırasında
Muhammed'e takındıkları tavır,
müjde (veya uyarı) ateşi yakarak insanları
bilgilendiren bir haberciye, kuşkucu-ikiyüzlü
yaklaşan kimselerle ilgili söylenen
darbımesele benziyor.

Şöyle ki, Muhammed’in, toplumların değişimi-
dönüşümü için getirdiği esasları, Kur’an âyetleri
ve sünnet ayan-beyan açıklarken, münafıkların
düşmanca, iki yüzlü tavır takınmaları, Kur’an'ı
ve Sünneti anlamazlıktan gelmeleri sebebiyle
Allah, önlerini aydınlatan, hak ve hakikati
gösteren nuru onlardan uzaklaştırıyor.

Onları şüphe, nifak ve inkâr karanlıklarında bırakıyor.
Ne doğruyu, hakkı görebiliyorlar,
ne de hayrı şerden ayırt edebiliyorlar.

18. Onların duyan kulakları Hakk’ı duymuyor.
Konuşan dilleri Hakk’ı konuşmuyor.
Gören gözleri hakikati görmüyor.
Bu sebeple Hakk’a dönemiyorlar.

19. Yahut münâfıklar, karanlıklar içinde,
gök gürültüleri çıkararak, şimşekler çaktırarak
yağan yağmura tutulanlar gibi, şüphe, nifak
ve inkâr karanlıkları içinde, tehditler
ve müjdelerle dolu Kur’an âyetlerini getiren
vahiy sağanağı ile karşılaşanlardır.

Ölümden çekinerek gök gürlemeleri yüzünden
parmaklarıyla kulaklarını tıkayan kimseler gibi,
tehdit âyetlerini duymamak için kulaklarını tıkarlar.

Halbuki Allah, kulluk sözleşmesindeki
ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk
ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek
örtbas edip inkârda ısrar edenleri, kâfirleri,
ilmiyle ve kudretiyle her taraftan abluka altına almıştır.

20. Şimşek çakar gibi gelen müjde âyetleri,
gözlerini kamaştırır, akıllarını karıştırır.
Müjdeler, lehlerine olan emir ve hükümler geldikçe,
şimşeğin aydınlığında yürüyenler gibi,
müslümanlıklarını ilan ederek,
müslümanların statüsünden faydalanırlar.

Sıkıntı başgösterip
Kur’an âyetleri aleyhlerine olunca da
karanlıktan çıkamayacaklarmış gibi,
ne yapacaklarını şaşırırlar.
Nifaklarını, ikiyüzlülüklerini açığa vururlar.

Eğer Allah’ın sünneti, düzeninin yasaları içinde
iradesinin tecellisine uygun olsaydı,
onların kulaklarını, gözlerini ve akıllarını da
kesinlikle işe yaramaz hale getirirdi.

Allah’ın gücü kudreti her şeye yeter.

21. Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri
yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü
ve varlıklara işleyiş düzenlerini veren,
koruyan, kontrol eden Rabbinizi ilâh tanıyın,
candan müslümanlar olarak Rabbinize bağlanın,
saygıyla Rabbinize kulluk ve ibadet edin.

Umulur ki, günahlardan arınıp, azaptan korunur,
emirlerine yapışır, kulluk ve sorumluluk şuuruyla,
haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak
şahsiyetli davranır, dinî ve sosyal görevlerinizin
bilincinde olur, himayesine mazhar olursunuz.

22. Rabbiniz, sizin yaşamanız, yerleşmeniz,
menfaatiniz için yeryüzünü tarıma elverişli
ovalar, iskana uygun araziler haline,
işlevli hale getiren, göğü de yükseltip
düzenleyerek tavan olarak inşa eden,
gökten su indirerek depolayandır.

O su ile, size rızık olarak topraktan
çeşitli ürünler çıkardı.
Artık, bundan sonra da, bile bile
taş yığınlarını, putları, şahısları tanrılaştırarak
Allah’a eşler, ortaklar koşmayın.

23. Eğer kulumuz Muhammed’e
sorumluluklarını tevdi etmek üzere
bölüm bölüm indirdiğimizden, Kur’an’dan
şüpheniz varsa, onun sûrelerine benzer
bir sûre de siz ortaya koyun.

Eğer söylediklerinizde
haklı olduğunuz iddiasında iseniz de,
ispat etmek için, Allah’ın dışında,
kulları durumundaki önderlerinizi,
bilginlerinizi, şahitlerinizi getirin.

24 Bunu yapamazsanız,
ki asla yapamayacaksınız, o takdirde,
Allah’a sığınıp emirlerine yapışarak,
günahlardan arınıp, yakıtı insanlar, suçlular,
kâfirler, putperestler ve mâbut saydıkları
taşlar olan ateşten korunun.

Bu ateş, kulluk sözleşmesindeki
ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve
sorumluluk bilincini şuur altına iterek
örtbas edip inkârda ısrar edenler,
nankörler için hazırlanmıştır.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa