CÜZ : 1 - SAYFA : 6 - SÛRE : 2 - BAKARA : 25 - 29

25. İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla,
İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenleri,
iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû,
faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını
sağlayanları, yerinde, haklı çıkışlar yaparak,
düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanları,
cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenleri müjdele:

Onlara, altlarından ırmaklar akan cennet konakları var.
Orada kendilerine ikram edilen
herhangi bir meyvadan yediklerinde:
“- Bu, daha önce tattığımız şeydir” derler.
Kendilerine dünyadakine benzer yiyecekler sunulacaktır.

Onlar için orada, cennette tertemiz, devamlı
temiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedî yaşarlar.

26. Allah, hakkı açıklamak için sayısız
darb-ı meselli delillerden birini,
bir sivrisineği, ondan daha küçük, daha büyük
bir varlığı misal getirmekten çekinmez.

İman edenler, bunların Rablerinden gelen
hak düzeni yerleştirmek için, öğüt verici,
ibretli bir delil olduğunu bilirler.

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda
ısrar edenler, kâfirler ise, bunları hafife alarak;

“- Allah böyle darbımeselli bir delil ile
ne demek istiyor?” derler.

Allah bu misallerle, birçoklarının dalâleti,
bozuk düzeni, helâki tercihlerinin önünü açar,
birçoklarına da doğru yolu gösterme lütfunda bulunur.

Verdiği misallerle yalnızca âsilerin, günahkârların,
doğru ve mantıklı düşünmeyi terkedenlerin,
fâsıkların, dalâleti, bozuk düzeni, helâki
tercihlerinin önünü açar.

27. Fâsıklar, kulluk sözleşmesinde kesin
söz verdikten sonra, Allah’a verdikleri
taahhüdü bozanlar, koyduğu ilâhî düzene,
şeriatına aykırı hayat yaşayanlardır.

Allah’ın, riayet edilmesini, birleştirilmesini,
bütün olarak düşünülmesini, uygulanmasını emrettiği,
bütün peygamberlerin tek davet ve tebliğ konusu
İslâm dinindeki devamlılığı sağlayan hükümleri
bir kenara atarak, ayrı dinler icat edenler;
şer’î kuralları, şer’î düzeni,
Kur’ân’ın bütünlüğünü bozarak, parçalayarak
İslâm’ı tesirsiz kılmaya çalışanlardır.
Yeryüzünde fesat çıkaranlardır,
bozgunculuk yapanlardır.

İşte asıl zarara, hüsrana uğrayanlar bunlardır.

28. Allah’ı nasıl inkâr edersiniz?

Biyolojik hücreler, ruhsuz, bilinçsiz
ölü varlıklar halinde idiniz,
hayatî fonksiyonlarınız yoktu.
Hücrelerinize ruh yayarak sizlere hayat verdi.

Sonra ecelleriniz gelince,
sizlerin ölümlerinizi gerçekleştirecek.
Sonra yine diriltecek. Sonra da
O’nun huzuruna götürülüp hesaba çekileceksiniz.

29. O, yeryüzündeki varlıkların
ve imkânların hepsini sizin için yaratandır.

Sonra göğe yönelerek çekimini tesis eden,
dengesini sağlayan, hükümranlığını kuran,
gökleri yaratılış amacına uygun
yedi gök olarak düzenleyendir.

Her şey, O’nun ilmi, planı,
iradesi dahilinde gerçekleşmektedir.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa