CÜZ : 10 - SAYFA : 185 - SÛRE : 8 - ENFÂL : 53 - 61

53. Bu ceza, Allah’ın bir millete ihsan ettiği ni-metleri, refahı, sosyal, siyasî ve ekonomik dengeyi, onların, sahip oldukları ilahî-insanî değer- leri, benliklerini, kendilerindeki yüksek hasletleri değiştirmedikçe değiştirmemesi, geri almaması kuralının işlemesi sebebiyledir. Allah her şeyi işitir, ilmi her şeyi kucaklar. 54. Inkârları, baskı ve zulümleri, Allah’ın ki-tabını ve rasüllerini yalanlamaları sebebiyle, Al- lah’ın azâbına maruz kalan inanmayanların ha- li, Firavun hanedanının, devlet görevlilerinin, yandaşlarının ve onlardan öncekilerin haline benzer. Onlar Rablerinin âyetlerini, Rableri tara-fından kendilerine verilen imkânları ve nimetleri yalanlamışlardı. Biz de onları günahlarından dolayı helâk etmiştik. Firavun’un kavmini, ordusunu denizde boğmuştuk. Bunların hepsi inkâr ile isyan ile baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zalim, müşrik kimselerdi. 55. Allah nazarında, yeryüzünde dolaşan canlıların en kötüsü kulluk sözleşmesindeki or-tak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve so-rumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden, küfre saplanarak, bir türlü iman etmeyenlerdir. 56. Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın hal-de, her defasında antlaşmalarını bozanlar ve Kur’an esaslarını benimsemeyip Allah’a isyandan korunmayanlardır. 57. Bundan dolayı onları savaşta yenersen, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şe-kilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar. 58. Antlaşma yaptığın bir milletin, antlaşma-larına riayet etmediklerinin, hıyanet ettiklerinin belirtilerini görürsen, sen de aynı şekilde ant-laşmayı ihlâl edip barışı sona erdirdiğini kendilerine bildir. Allah antlaşmaları ihlâl edenleri, hâinleri sevmez. * 59. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, ilâhî kanunların dışına çıkarak yakayı kurtardık sanmasınlar. Çünkü onlar bizi âciz bırakamazlar. 60. Düşmanlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvetler, güçlü ordular ve atlı birlikler, hareket kabiliyeti yüksek birimler hazırlayın. Onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlar-dan başka sizin bilmediğiniz Allah’ın bildiği düşmanları dehşete düşürür, korkutursunuz. Allah yolunda İslâm uğrunda karşılık beklemeden, değerli mallarınızdan gönüllü olarak ne harcarsanız size eksiksiz ödenir. Siz aslâ haksızlığa uğratılmayacaksınız.. 61. Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sulh isterlerse sen de barışa meylet. Allah’a dayanıp güven, işlerini Allah’a havale et. Allah onların barış tekliflerini işitiyor, onların bu konudaki samimiyetlerinin derecesini de iyi biliyor.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa