

CÜZ : 10 - SAYFA : 187 - SÛRE : 8 - ENFÂL : 70 - 75
* 70. Ey Peygamber, elinizdeki esirlere:
“- Eğer Allah sizin kalblerinizde, düşüncele-rinizde bir hayır olduğunu bilirse, sizden alı-nandan daha hayırlısını size verir. Günahlarınızı bağışlar. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir” de.
71. Eğer onlar sana hıyanet etme düşüncesi taşıyorlarsa, şunu bil ki, daha önce de Allah’a verdikleri taahhüde hiyanet ettiler. Allah sana imkân ve kudret vererek onların ezilmelerini sağlar. Allah’ın ilmi her şeyi kucaklar. Hikmet sahibi ve hükümrandır.
72. Iman edip baskı, zulüm ve işkencenin hâ-kim olduğu memleketlerinden, özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret edenler, Allah yolunda, Islâm uğrunda, mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve muhacirleri bağırlarına basıp yardım edenler, işte onlar birbirlerinin dostları, velîleridir. Birbirlerinin işlerini görürler, haklarını ve menfaatlerini korurlar. Kamu görevlerini icraya birbirlerini yetkili kılarlar. Iman edip de, özgürce Allah’a kul-luk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için, hicret etmeyenlerin üzerinde, hicret edinceye kadar velâyet, hükümranlık hakkınızı kullanamaz, onların şeriatten doğan hakları ve sorumlulukları dolayısıyla onlara, iç hukuk işlemleri uygulayamazsınız. Dini yaşamada, şeriatı uygulamada, üzerlerindeki baskı ve iş-kencenin kaldırılması konularında sizden yardım isterlerse, devlet olarak da, şahsen de onlara yardım etmeniz üzerinize borçtur. Ancak, sizinle aralarında antlaşma olan kavimlerin aleyhlerine olmamak şartıyla yardım edebilirsiniz. Allah işlemekte olduğunuz amelleri biliyor, görüyor.
73. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, aslında birbirlerinin dostu, müttefikidirler, birbirlerinin haklarını menfaatlerini korurlar. Eğer siz de, öyle ittifaklar yapmaz, haklarınızı ve menfaatlerinizi koruyacak teşkilât ve otoriteye sahip olmaz, kamu görevlerini icrada müslümanlara yetki vermezseniz, ülkede, yeryüzünde temel hak ve özgürlükler tecavüze mâruz kalır, baskı, zulüm ve işkence doğar, büyük bir kargaşa ve dengesizlik başgösterir.
74. Iman edip, hicret edenler, Allah yolunda, Islâm uğrunda hayatlarını ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak cihâd edenler, muhacirleri bağırlarına basanlar ve yardım edenler, onlar işte onlar hâlis mü’mindirler. Koruma kalkanına alınırlar. Onlara bağışlanma ve bol rızık vardır.
75. Sonradan iman edip baskı, zulüm ve iş-kencenin hâkim olduğu memleketlerinden öz-gürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret ederek, sizinle beraber hayatlarını ortaya koyarak, konuşa-rak, yazarak, hesapsız servet harcayarak, cihad edenler de sizdendir. Allah’ın kitabına göre yakın akrabalar birbirlerinin vârisi olmaya daha lâyıktırlar. Her şey, Allah’ın ilmi, planı ve iradesi dahilinde gerçekleşmektedir.