

CÜZ : 10 - SAYFA : 189 - SÛRE : 9 - TEVBE : 7 - 13
* 7. Ahitlerini, antlaşmalarını bozup duran, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarrufla-rında, Allah’a ortak koşan müşriklerin, Allah indinde ve Rasûlünün yanında nasıl saldırmazlık ve himâye antlaşmaları olabilir?
Ancak Mescid-i Haram yanında antlaşma yaptıklarınız, size karşı dürüst davranıp, antlaş-malarına riayet ettikçe, siz de onlara dürüst davranarak, antlaşmalara riâyet edin.
Allah kendisine sığınıp emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanları, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minleri sever.
8. Onlarla antlaşmalar nasıl devam edebilir? Eğer onlar size bir üstünlük sağlarlar, ellerine fırsat geçerse, ne yemin, ne akrabalık hatırı dinlerler, ne de antlaşma gözetirler. Yarım ağızla sizi hoşnut etmeye çalışırlar. Kalpleri, akılları o kadarına da razı olmaz. Onların çoğu doğru ve mantıklı düşünmeyi terketmiş fâsıktır, âsi ve bozguncudur.
9. Onlar, Allah’ın âyetlerini, servet, makam, mevki gibi geçici dünya menfaatlerine birkaç pula değiştiler. Insanları Allah yolundan, Is-lâm’a girmekten alıkoydular. Islâmî hayatı ya-şamalarına, Islâmî faaliyet göstermelerine engel oldular. Işlemeye devam ettikleri ameller ne kötüdür.
10. Mü’minlerle ilgili ne yemin, ne akrabalık hatırı gözetirler, ne de antlaşma, taahhüt tanırlar. Onlar, işte onlar saldırganlığı alışkanlık haline getiren kimselerdir.
11. Eğer tevbe ederler, isyandan vazgeçerler, Allah’a itaate yönelirler, namazı erkânına, şartlarına, vaktine riayet ederek, âşikâre kılarlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verirlerse, onlar, o zaman dinde kardeşlerinizdir, sizinle eşit haklara sahiptirler. Ilimde ilerlemeye devam eden kavimlere, bilgi toplumlarına şeriatın hedefini belirtmek ve hayata geçirmek için âyetleri ayrıntılarıyla açıklıyoruz.
12. Eğer verdikleri taahhütlerinden, antlaş-malarından sonra, sözlerine, yeminlerine sahip çıkmazlarsa, dininize, şeriatınıza, medeniyetini-ze dil uzatırlarsa, doğacak sıkıntıları ve savaşı göze alarak küfrün liderlerini hemen öldürün. Çünkü onlar için yeminin önemi yoktur. Öldürülme korkusu onların, aklını kullanarak küfürden ve müslümanlarla savaşmaktan vazgeçmelerine sebep olabilir.
13. Yeminlerini, taahhütlerini bozan, Allah’ın Rasûlünü yurdundan çıkarmaya kalkışan, size karşı savaşı, saldırıyı, başlatan bir kavimle savaşmayacak mısınız? İçiniz titreyerek onlardan korkuyor musunuz? Eğer mü’minseniz her şeyden önce saygı duyarak Allah’tan korkma-lısınız.