

CÜZ : 10 - SAYFA : 195 - SÛRE : 9 - TEVBE : 41 - 47
41. “- Şartlar ne olursa olsun, hafif ve ağır si-lahlarınızı, teçhizatınızı alarak, sahip olduğunuz araçlarla ve yaya olarak evlerinizden fırlayarak seferber olun, savaşa çıkın. Mallarınızla, can-larınızla Allah yolunda, Islâm uğrunda cihad edin. Eğer siz, hayrın ne olduğunu bilen kişiler-seniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır.”
42. Eğer o seferle, Tebük seferiyle tezelden ganimet elde edilse, kolay ve normal bir yolculukla iş hallolsaydı, mutlaka münâfıklar da peşine düşer, gelirlerdi. Fakat o meşakkatli yolculuk onlara çok uzun bir sefer gibi geldi. Gene de:
“- Bizim de silah, binek ve kumanya teminine gücümüz yetseydi, sizinle beraber elbette sefere çıkardık” diyerek yalan yere yemin edecekler, yalancılıkla kendilerini helâke sürükleyecekler. Allah onların kesinkes yalancı olduğunu biliyor.
* 43. Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler or-taya çıkmadan, yalancıları bellemeden niçin onlara izin verdin?
44. Allah’a, Allah’a imanın gerektirdiği esaslara ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla, servetleriyle, canlarıyla cihad etme sırasında senden izin istemezler. Allah kendisine sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanların, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan, Kur’an esaslarını benimseyerek korunan mü’-minlerin, müttakılerin samimiyetlerini biliyor.
45. Allah’a, Allah’a imanın gerektirdiği esaslara ve âhiret gününe iman etmeyecekler, kafaları, kalpleri şüphe içinde bocalayanlar, tebliğinde, teşriinde şüpheye düşürecek konular arayanlar, ithamlarda bulunanlar, senden izin istiyorlar. Onlar şüpheleri içinde küfür ile iman arasında gidip geliyorlar.
46. Eğer sizinle beraber cihada çıkmak istese-lerdi, elbette cihad ile ilgili olarak teçhizatlarını, araçlarını, kumanyalarını hazırlarlardı. Fakat Allah onların davranışlarını beğenmedi. Onları alıkoydu. Onlara:
“- Savaşa giden orduya katılma mükellefi-yetleri olmayan sakatlar, düşkünler, hastalar, mazeret sahipleri ve çoluk çocukla beraber siz de evlerinizde oturun” denildi.
47. Eğer içinizde, sizinle birlikte savaşa çıksa-
lardı, bozgunculuk etmekten, ortalık bulandır-maktan, zarar vermekten başka işe yaramaya-caklardı. Aranıza fitne sokmak için uğraşacaklar-dı. Içinizde onların yalanlarına, propagandalarına kulak verecekler de vardı. Allah yolundaki faaliyetleri engellemek için menfi propaganda yapan zâlimlerin davranışlarını biliyor.